| Linda'nın bir ilişkisi var demiştin. | Open Subtitles | لقد قلت انك تعتقد ان ليندا كان لديها علاقة غرامية |
| Ve kadının polis şefi olan bir adamla bir ilişkisi var. | Open Subtitles | و كانت على علاقة غرامية بهذا الشخص, رئيس الشرطة |
| Sanırım benim neslimin sizinkine oranla teknolojiyle biraz daha farklı bir ilişkisi var. | Open Subtitles | أعتقد أن جيلي يحظى بعلاقة مختلفة قليلاً مع التقنية من علاقة جيلك بها |
| Önemli olan şey ikimizin arasında bir arkadaş ilişkisi var. | Open Subtitles | ما يهم الآن هو أننا على علاقة في العمل على نفس القضية |
| Evdeki her bir kişinin başka biriyle ayrı bir ilişkisi var ve bu ilişkiler hızlıca birikir... | TED | كل شخص لديه علاقة مميزة مع كل شخص آخر، وهذه الأزواج تتكون بسرعة. |
| Facebook sayfasında durumunu "ilişkisi var", olarak değiştirdi. | Open Subtitles | لقد غير حالته علي الفيس بوك الى كونه في علاقة |
| Sanırım geçen sefer rapor ettiğim kadının Başkan Joo'yla özel bir ilişkisi var. | Open Subtitles | أعتقد أن الفتاة التي تحدثت عنها آخر مرة لديها علاقة خاصة مع الرئيس |
| Grant Holden'ın başrol oyuncularından biriyle ihtiraslı bir aşk ilişkisi var. | Open Subtitles | أن "جرانت هولدين" على علاقة غرامية متقدة مع أحد الممثلات معه |
| Galiba Linda'nın bir ilişkisi var. | Open Subtitles | اعتقد ان ليندا لديها علاقة غرامية |
| Bence bir ilişkisi var. | Open Subtitles | أعتقد أنها تقيم علاقة غرامية هنا. |
| Siz ikizin açık ilişkisi var mı? | Open Subtitles | أذآ أنتما الأثنان أتسمحان بعلاقة صداقة مفتوحة؟ |
| Ray ile aramızda eşsiz bir iş ilişkisi var. | Open Subtitles | أنظر , انا وراي نتمتع بعلاقة عمل فريدة من نوعها |
| Annemin sahte bir ilişkisi var. | Open Subtitles | امي بعلاقة مزيفة .انها تخرج مع هذا الرجلِ |
| Abigail, senin Warrenla bir ilişkin var mıydı, veya Mavi Balık'ın Yurttaş 14 ile bir ilişkisi var mıydı? | Open Subtitles | يا أبيجلي على علاقة مع وارن جرينجر أو هل كانت مينو الزرقاء على علاقة مع المواطن 14؟ |
| Her birinin romantik bir ilişkisi var ve her biri geniş bir arkadaş repertuvarına sahip. | TED | كل واحد منهم لديه علاقة عاطفية و كلا منهم لديه عدد عريض من الأصدقاء. |
| Bildiğiniz gibi Venedik'in denizle fırtınalı bir ilişkisi var ve ahşap kazıklar üzerine inşa edilmiş. | TED | الآن ، البندقية ، كما تعلمون ، لديه علاقة عاصفة مع البحر ، وبنيت على أكوام من الخشب. |
| Doğru olabilir Steve ama Kono'nun Adam Noshimuri'yle bir ilişkisi var. | Open Subtitles | قد يكون هذا صحيح يا ستيف لكن كونو في علاقة مع أدم نوشيموري |
| Ben hariç herkesin bir ilişkisi var. | Open Subtitles | الجميع في علاقة لماذا لا أكون في واحدة؟ |
| Büromuzun Orta Doğu'daki birkaç ülkeyle süregelen bir ilişkisi var. | Open Subtitles | شركتنا لديها علاقة قوية مع دول عدة في الشرق الاوسط |
| Gates'e doğru bilgi götürebilirim. Bu insanlarla ilişkisi var onun. Onunla sadece onu öldürmek için buluşurlar. | Open Subtitles | يمكنني تغذية المعلومات له لديه علاقات هناك سيرغبون في لقاء لقتله |
| Ayrıca dünyanın en kötü imlasına sahip yada bir ilişkisi var, ve ilişkisini gizlemek için bizi kullanıyor. | Open Subtitles | لذا إما أنه أسوأ كاتب بالعالم أو ان عنده علاقة محرمة ويستخدمنا لنخفيها |
| İkimizin...bir ilişkisi var. | Open Subtitles | نحنُ على علاقةٍ سويّة |
| - Bu adamla diğer kurbanların bir ilişkisi var mı? | Open Subtitles | أيّ علاقة بين ذلك الرجل والضحايا الآخرين ؟ |
| Bebeklerinizle sizin sekizli bir sevgi ilişkisi var mı? | Open Subtitles | هل هناك علاقة حب تجمعك بأبنائك الثمانية؟ |