| İstisnai durumlar göz önünde bulundurularak disiplin cezasını gerektirecek bir neden bulunamadı. | Open Subtitles | لظروف استثنائية ، لجنة التحقيق لم تجد سببا لاتخاذ إجراءات تأديبية ضدك |
| Ve o istisnai bir örnek, fakat bana sorarsanız çocukluk dönemini bir bütün olarak ele aldığınızda görürsünüz ki çok da istisnai bir durum değil. | TED | وهي استثنائية. ولكني أعتقد أنها ليست، إذا جاز التعبير، استثنائية على عموم الطفولة. |
| -Ben de istisnai bir gece geçirdim.Partinin en çılgınını verdik. | Open Subtitles | حسنا، إستثنائي أيضا. ذهبت إلى حفلة بدون دعوة. |
| Bu semenderlerin, istisnai yavaşlıkta bir metabolizması vardır. | Open Subtitles | هذه "السمندلات" يملكون بشكل إستثنائي تأيض بطئ. |
| Kurallar der ki, istisnai koşullarla karşılaşıldığında... kaptanı uyandırmamız gereklidir. | Open Subtitles | القواعد تقول : في ظل الظروف الإستثنائية يجب علينا إيقاظ الكابتن |
| Genç olan yaşlıya takdim edilir, ilk olarak bu istisnai olarak, Baylar, Bayanlar'a tanıştırılır tabi bunlara istisnai durumlar da, erkeğin, ...Başkan, Kardinal ya da Soylu olmasıdır. | Open Subtitles | الأصغريُقدمإلىالأكبر، هذاأقلأحترامنحو الأكبر. الإستثناء، أن يُقدم الرجل دائما للسيدة إستثناء الإستثناء ، ما لم يكن الرجل .رئيسأوكاردينالأوملكاً. |
| Kilisemiz, istisnai bir şekilde, mimari açıdan zengin öğelere de sahiptir. | Open Subtitles | الكنيسة تحظـى بصورة إستثنائية بوجود العناصر ذات القيمة المعمارية |
| Operasyonda istisnai yolların talep edilip edilmediğini sorduk. | Open Subtitles | نحن نسأل اذا كان هناك اي تدابير استثنائية استخدمت في العملية |
| Operasyonda istisnai yollar talep edildi mi? | Open Subtitles | هل كانت هناك اي اجراءات استثنائية في العملية ؟ |
| Operasyonda istisnai yollara başvuruldu mu? | Open Subtitles | هل تم اللجوء إلى وسائل استثنائية في العملية؟ |
| Operasyonda istisnai yollara başvuruldu mu? | Open Subtitles | هل تم اللجوء إلى وسائل استثنائية في العملية؟ |
| İstisnai bir canlılığı olan zeki bir siması ve hemen fark edilebilen bir mahzunluğu olan giyimi kuşamı yerinde, ufak tefek, yaşlıca bir adamdı. | Open Subtitles | رجل صغير الحجم ومُسن ويرتدي ملابس أنيقة، ولديه حيوية استثنائية على وجهه الذكي، وفي نفس الوقت يتنفس هواء الحزن. |
| Sen uç seviyede sıradışı bir kadınsın, Mary Sibley, gerçekten istisnai. | Open Subtitles | أنت امرأة الأكثر غرابة، ماري سيبلي، استثنائية حقا. |
| Bu bana göre istisnai bir durum. | Open Subtitles | لذا كَانَ ذلك إستثنائي جداً بالنسبة لي |
| Benim istisnai olduğumu söylüyorsunuz. | Open Subtitles | تقول أنت بأنني شخص إستثنائي |
| İstisnai bir zekası vardı. | Open Subtitles | ذات ذكاء إستثنائي |
| Senin, sana istisnai avantaj veren nörolojik farklılığın mevcut. | Open Subtitles | لديك.. فرق عصبي التي تمنح بعض الميزات الإستثنائية |
| İstisnai kutsal davranışlar sergileyen bireylerdir. | Open Subtitles | هم الأفراد الذين يضهرون ويفعلون .القداسة الإستثنائية |
| Asla istisnai olmadım. | Open Subtitles | ولم أكن إستثناء من قبل |
| Asla istisnai olmadım. | Open Subtitles | ولم أكن إستثناء من قبل |
| Biliyorum, efendim. Ama bu gerçekten istisnai bir durum. | Open Subtitles | أعلم هذا يا سيدي لكن هذه الحالة إستثنائية تمامًا |
| Sadece en istisnai insanlar Metriksten haberdar. | Open Subtitles | بعض الناس الأكثر إستثنائية أدركوا حقيقة الماتركس |