| Ceket dahil bütün bu kıyafetin, bana maliyeti 55$, ve bütün hafta giyeceklerim arasında en pahalısı buydu. | TED | فكل ملابس تلك مع السترة كلفتني 55 دولار وقد كان هذا الزي هو الاغلى في هذا الاسبوع |
| Son iki günde apatmanımdaki car car öten tek şey senin kıyafetin. | Open Subtitles | في اليومين الاخيرين الشيئ الاكثر صخباً في شقتي كان زيك |
| Umarım bu kıyafetin olmaması sizin için sorun oluşturmaz. | Open Subtitles | آمل ان ذلك الفستان المفقود لايشكل معضلة كبيرة بالنسبة إليكم.. |
| Belki senin şu süper kıyafetin 9 kişiyle birlikte anılır. | Open Subtitles | ربّما هذه البدلة الخارقة التي لديك تأتي مع 9 ارواح |
| Sadece hardal renkli bir kıyafetin içinde büyük, siyah bir adammış. | Open Subtitles | لقد كان مجرد رجلاً أسود كبير يرتدي بدلة ذات لون الخردل |
| Seni bu kıyafetin içinde görünce tadını çıkarmaya başladım diyebilirim. | Open Subtitles | حسناً رؤيتك بهذا اللباس تجعلني أقول أن المهمة تمت |
| Ben sadece o kıyafetin içinde ne kadar alımlı göründüğünü söylüyordum. | Open Subtitles | لقد كنت أطري فقط على منظركِ الخلاب في ذلك الرداء |
| Bağırıyorum, ışıklar açılıyor ve izleyici beni yerde, bu harika kıyafetin içinde görüyor. | Open Subtitles | بعدها تُضاء الأنوار , ليكتشف الجمهور بأنني أرتدي هذا الثوب الرائع على خشبة المسرح |
| Kusura bakma, ama şu anki kılık kıyafetin onunla görüşmeye uygun değil. | Open Subtitles | أستمحيك عذراً ولكن ثوبك الحالى لن يفى بالغرض |
| Şu kıyafetin, şu sevimli saçın, bir erkeği etkilemekten başka bir şeye yaramazlar. | Open Subtitles | هذا الزي وهذه تصفيفة الشعر اللطيفة فقط ما يتطلب لقيادة برية الرجال |
| Tabii, bu güzel kıyafetin içindeki bayanı başka bir erkeğe kaptırmamışsam. | Open Subtitles | عدا إن ما كنت قد تأخرت ، وعلي كل حال ، أنتِ تبدين رائعة بهذا الزي |
| Tamam doğru ama... kıyafetin ne tür olacağına dair bir bilgi istersin. | Open Subtitles | حسناً، بالطبع، ولكن تريد أن تحضر وأنت مرتدي الزي الصحيح |
| - kıyafetin iğrenç bu arada. Evet, son hali değil bu. | Open Subtitles | -بالمناسبة زيك يبدو سيئاً أجل، لازلت أعمل عليه |
| - Ben de. kıyafetin hoşuma gitti. | Open Subtitles | من الرائع مقابلتك ايضا يعجبني زيك جدا |
| Ayrıca, tüm mahalle beni bu kıyafetin içinde görsün istiyorum. | Open Subtitles | وأيضا , أريد جميع الجيران أن يروني بهذا الفستان |
| Gümrükçüler kıyafetin bende kalmasına izin veriyorlar, ama incileri istiyorlar. | Open Subtitles | ستسمح لي الجمارك بإبقاء الفستان ولكن من دون اللآلِىء |
| Neredeyse unutuyordum. Bu kıyafetin değişik özellikleri var. | Open Subtitles | كدت أن أنسى ، هذه البدلة تفعل شيئاً غير متوقع قليلاً |
| Hey, Aquaman kıyafetin olmadıkça... bilirsin, şıpıdık,şıpıdık... geri kalanlar seni tanımayacak. | Open Subtitles | ما لم تلبس بدلة رجل الماء، بقية العالم يجهلك |
| Sende bir halt yok, kıyafetin kirlenmemiş, saçın iyi durumda. | Open Subtitles | ليس اللعنه عليك، اللباس الخاص بك ليس افسدت، شعر كل شيء جميل. |
| Bayıldım. Bu kıyafetin gelecek yaza kadar gösterilmeyeceğini biliyorsun. | Open Subtitles | تعلمين ان هذا الرداء ،لن يخرج للسوق حتى الصيف القادم |
| O kıyafetin içinde hiç de gülünç durmamışsın. | Open Subtitles | أتعلمين ؟ لا تبدين سخيفة جداً في هذا الثوب |
| Yoksa kıyafetin çok ince diye mi? | Open Subtitles | هل لأن ثوبك رقيقة جداً؟ |
| - kıyafetin güzel? - Çeneni kapatsana sen. | Open Subtitles | زى لطيف لماذا أنت فقط لاتصمت؟ |
| Görünüşe göre kıyafetin o işi çoktan yapıyor, çok fazla veri var. | Open Subtitles | يبدو أن بذلتك تقوم بهذا فعلاً... لكن هنالك كمّ كبير من البيانات |
| kıyafetin için söylediklerimi de geri alıyorum. | Open Subtitles | -الأصدقاء الجيدين ؟ -أجل ، تراجع عنه أتراجع عن النخب وأتراجع عن ما قلته عن ملابسكِ |
| kıyafetin beni ele verdiğini düşünmüştüm. | Open Subtitles | لقد فكرت أن الزى قد يكون بعيداً |
| İşin alengirli kısmı ise bu kimyasalların bir kıyafetin rengini uzun zaman koruyabilmesinde oldukça işe yarıyor olması. | TED | والحيلة أن تلك المواد الكيميائية القاسية فعّالة جداً في الحفاظ على ثبات لون الملابس لمدة طويلة جداً. |