| Bu oyunda ayakta kalman için sana yardım etmeye çalışıyorum. | Open Subtitles | أحاول مساعدتك على البقاء متقدماً بخطوة في لعبتنا. |
| - Jake, burada kalman için seni zorlayamaz. | Open Subtitles | جيك .. انها لا تستطيع اجبارك على البقاء هنا انها لم تطلب ذلك .. |
| Böyle kalman için de üstüme düşeni yapmak istiyorum. | Open Subtitles | و أريد أن أقوم بدوري لمساعدتك على البقاء هكذا |
| Ama iyileştiğine göre artık orada kalman için başka bir sebep yok mu? | Open Subtitles | ولكن بما أنها شـُفيت لا يوجد سبب آخر لبقائك هناك؟ |
| Eğer istersen senin için kendimi ortaya atar ve kalman için savaşırım. | Open Subtitles | لذا، إن أردت، فسأساندك وسأقاتل لبقائك |
| Gece burada kalman için onları ikna ettim. | Open Subtitles | أقنعتهم بالسماح لكِ بالبقاء هنا الليلة |
| Dizlerimin üstüne çöküp kalman için yalvarmamam lazım. | Open Subtitles | سأوقف نفسي عن النزول على ركبتاي و التوسل لك لتبقى |
| Akşam yemeğine kalman için seni... - ...ikna edemeyeceğime emin misin? | Open Subtitles | الآن, هل أنت متأكدة من أنني لا أستطيع إجبارك على البقاء للعشاء؟ |
| kalman için kimse seni zorlamıyor. | Open Subtitles | لم يجبرك أحد على المجئ ولا أحد يجبرك على البقاء. |
| kalman için hoşlanmayacağın adayları gösteriyor. | Open Subtitles | يريك مجموعة من الأشخاص لن تعجبك ليجبرك على البقاء. |
| Pekâlâ, kimse seni burada kalman için zorlamıyor. | Open Subtitles | حسناً لا أحد سيجبرك على البقاء |
| Benimle kalman için seni zorlamayacağım. | Open Subtitles | لن أجبرك على البقاء |
| Ve burada kalman için başka bir sebep görmüyorum. | Open Subtitles | لذلك لا أرى سبباً لبقائك هنا |
| İyide senin kalman için bir sebep yok ki. | Open Subtitles | ليس هنالك سبب لبقائك |
| kalman için daha çok sebep işte. | Open Subtitles | المزيد من الأسباب لبقائك معنا |
| Sana kalman için izin verdiğimi söylemedim. | Open Subtitles | لم أقل بأني سأسمح لكِ بالبقاء |
| Bütün gece kalman için para verdi mi? | Open Subtitles | هل دفعت لك لتبقى معها طوال الليل؟ |