| Dostlarıma karşı nazik olmam gerektiğini aksi halde suratıma bir yumruk yiyeceğimi biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنه يجب أن أكون لطيفاً مع فرقتي أو سأتلقى لكمة في الوجه |
| Konu, heykel ve buraya taşınmam ve homolardan nefret eden patronuna karşı nazik olmam için beni zorlaman. | Open Subtitles | إنه التمثال وإرغامي على الإنتقال إلى الضواحي وإجباري أن أكون لطيفاً مع رئيسك المعتوه. أتعلم أمراً؟ |
| Prensese karşı nazik ol. Bunu yapıyorum çünkü seni seviyorum. | Open Subtitles | كن لطيف مع الاميره انا افعل هذا لاني احبك |
| Öyle oturup düşündüğüm söylenemez ama insanlara karşı nazik olmayı severim. | Open Subtitles | ليس بالضرورة اليوم بطوله لكني أحب أن أكون لطيفة مع الناس |
| Fakat sana karşı nazik olmak için bi neden göremiyorum. | Open Subtitles | ولكن ليس هنالك شيء يجعلني لطيفاً معك |
| Konu, heykel ve buraya taşınmam ve homolardan nefret eden patronuna karşı nazik olmam için beni zorlaman. | Open Subtitles | إنه التمثال وإرغامي على الإنتقال إلى الضواحي وإجباري أن أكون لطيفاً مع رئيسك المعتوه. |
| Yabancılara karşı nazik olmamalı mıyım sence? | Open Subtitles | أنت تعتقد أنه لايجب أن أكون لطيفاً مع الغرباء؟ |
| Biraz daha aza kanaat edip diğer insanlara karşı nazik olabilirsiniz. | Open Subtitles | تستطيع أن تملك شموع وأحصنة وتصبح لطيفاً مع الآخرين |
| Ve hatırlayın, Uçuk zekalılara karşı nazik olun. | TED | وتذكر، كن لطيفاً مع العباقرة المعقدين |
| Sınadı Homer. Tanrı Musa'yı sınadı. Ve kardeşlerime karşı nazik olmayı dene. | Open Subtitles | ،(امتحنه يا (هومر) ، امتحن (موسى وحاول أن تكون لطيفاً مع أخواتي |
| Vahşi, seksi ve zeki ama kadınlara karşı nazik ve kendinden emin. | Open Subtitles | واحد متوحش , وذكي وجذاب , لكنه لطيف مع النساء وواثق من نفسه |
| Eğer başkalarının, senin nazik olduğunu düşünmelerini istiyorsan... başkalarına karşı nazik olmayla başlayabilirsin. | Open Subtitles | حسنا، إذا تريد الآخرين ان يعتبروك لطيف، يمكن ان تبدإ بأن تكون لطيف مع الاخرين |
| Cevap olarak, Yusor'un annesi ona komşusuna karşı nazik olmasını, onları tanıdıkça nasıl olduklarını göreceğini söylemiş. | TED | وكرد فعل قالت أم يسر لها أن تكون لطيفة مع جارها، لأنه إذا عرفهم أكثر، سيرى حقيقتهم. |
| Bones, yerel halka karşı nazik davranmak ve onların adlarını hatırlamak gibi şeyler sana zarar vermez. | Open Subtitles | تعرفين يا كتلة العظام أن تكوني لطيفة مع السكان المحليين أن تتذكري أسماءهم و من هذا القبيل لن يضركِ |
| Sana karşı nazik olmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | انا كنت احاول ان اكون لطيفاً معك |
| Sana karşı nazik değilim. | Open Subtitles | ولستُ لطيفاً معك |
| Bana karşı nazik ve dürüsttü ve ölmeti hak etmiyor. | Open Subtitles | لقد كان لطيفا , وصريحا معي انه لايستحق ان يموت |
| Chapman, sana karşı nazik olmaya çalıştım. | Open Subtitles | تشابمان, لقد حاولت أن أكون لطيف معك |
| Baksana, benim ona karşı nazik olduğumu, seninse olmadığını anımsıyor musun? | Open Subtitles | تعلمي ,تذكري عندما كنت لطيف معها و لم تكوني كذلك ؟ |
| Dostum, bayanlara karşı nazik olmalısın. | Open Subtitles | كن لطيفا مع السيدة |
| Ona karşı nazik olmamı sen istedin benden... | Open Subtitles | لقد طلبت مني أن اكون لطيفة معه |
| Ona karşı nazik ol. | Open Subtitles | وكونوا لطيفين معه. |
| Ama bana karşı nazik olmalısın ve istediğim zaman içkimi getirmelisin. | Open Subtitles | لكن يجب ان تكون طيب معي وتحضر لي الشراب عندما اطلبه |