| Tenin kaynatılmış yulaf gibi görünmeye başlıyor sonra suratın dökülüyor ve acı içinde ölüyorsun. | Open Subtitles | يبدأ جلدك في الظهور كاللحم المغلي وفي النهاية ينزلق وجهك وتموتين. |
| Bir deniz dolusu kaynatılmış balık... | Open Subtitles | يمتلء البحر بالسمك المغلي |
| Sabun ve kaynatılmış su kullanıyoruz. | Open Subtitles | نستخدم الصابون والماء المغلي |
| Iyy, bu kaynatılmış yağ gibi ama iyi anlamda değil. | Open Subtitles | هذا مذاقه مثل زبدة مغلية وبطريقة غير جيدة |
| Kumaş bir torbada kaynatılmış puding. | Open Subtitles | مازالت حلوى دقيق مغلية في كيس قماش |
| Yalnızca kaynatılmış su içer. | Open Subtitles | إنها تشرب فقط الماء المغلي |
| Taze yapılmış tacolar varken asla kaynatılmış hot dog yememeliyiz. | Open Subtitles | هزيمة المغلي قبل الكلاب الساخنة! |
| Yanında haşlanmış patates ve kaynatılmış taze fasulye var. | Open Subtitles | ولدينا بطاطا مسلوقة وفاصولياء مغلية. |
| "kaynatılmış" nasıl oluyor? | Open Subtitles | ماذا تعني كلمة "مغلية"؟ |