| Şapkasının kenarlarına kibrit bile tutturup onları ateşledi, böylece gemisi saldırıya hazır olduğunda bunlar tehditkâr bir şekilde cızırdadılar. | TED | حتى أنه ألصق أعواد الثقاب حول حواف قبعته وأشعلها، لذا تتوهج مهددة عندما تأخذ السفينة وضعية الهجوم. |
| Sadece dağların kenarlarına değil, ancak kutsal yolculukların istikameti olan buzlu zirvelere. | TED | ليس ببساطة إلى حواف الجبال بل إلى القمم المتجمدة التي تمثل وجهة الحجاج |
| Bu alevi mümkün olduğu kadar yaprağın kenarlarına ulaşmaktan alıkoymanı istiyorum. Üstat ! | Open Subtitles | من ان تصل الى حواف هذه الورقة قدر المستطاع |
| kenarlarına yapışkan sür. | Open Subtitles | ضعْ بَعْض الإسمنت اللاصق حول الحواف. |
| kenarlarına yapışkan sür. | Open Subtitles | ضعْ بَعْض الإسمنت اللاصق حول الحواف. |
| Her yerde onu görüyorum, sürekli, İllüminati mektuplarında sayfa kenarlarına karalanmış halde. | Open Subtitles | ظللت أراه مرارا وتكرارا في خطابات المستنيرين محفورا في الهوامش أحيانا مكتوبا "503" فقط. |
| Hayır, ben ciltli kapağı ve sayfa kenarlarına yazmayı seven kızlardanım. | Open Subtitles | ... لا، أنا أنا فتاة تحب قراءة الكتب الورقية والكتابة على الهوامش |
| Diğer ikisi birkaç ay önce ölmüş ama yara kenarlarına bakılırsa kafaları yeni kesilmiş. | Open Subtitles | أما الإثنين الآخرين يبدو أنهما قد ماتا منذ بضعة أشهر ولكن تظهر حواف القطع أنهما قد قطعا حديثاً |
| kenarlarına kaniş köpekler çizmiştin. | Open Subtitles | رسمتِ كلاب الـ (بودِل) في الهوامش |