| Şüphesiz ki iyi bir askersiniz ve benim için de iyi bir yardımcıydınız, efendim, fakat kolay yoldan zenginliklerin peşinde iflas bayrağınızı çektiniz. | Open Subtitles | لا شك إنك جندي لطيف وكنت سكرتير جيد لي، يا سيدي لكنك أفلست نفسك في السعي لتحقيق الثروة السريعة و شوهت سمعتك كثيرا |
| Ve çabucak öğrendim ki iyi bir iş çıkarmıyorduk. | TED | و الأمر الذي أدركته مباشرة هو أننا لم نكن نقوم بعمل جيد. |
| Ve çiftçi der ki; 'İyi mi kötü mü, söylemek zor.' | TED | فقال المزارع " جيد أم سيء؟ ، من الصعب القول ". |
| Düşündüm ki iyi bir aygırla Küçük bir at çiftliği yapıp sonra da çocuklara bırakabilirdik. | Open Subtitles | إعتقدت، مع خيل جيد ربما يمكننا أن ننشئ مزرعة خيول صغيرة ونعطيها للأطفال |
| Bırak elindekini ve dans et, ta ki iyi hissedene kadar. | Open Subtitles | "انهض من على ذلك الشيء وارقص حتى ترتاح" |
| Bırak elindekini ve kıvır, ta ki iyi hisseden kadar. | Open Subtitles | "انهض من على ذلك الشيء وارقص حتى ترتاح" |
| Ama bunun hakkında yazılar okudum, ve demeliyim ki, iyi bir şey gibi gözükmüyor. | Open Subtitles | ولكنني قرأت مقالات عنه, ويجب أن اقول أنه لا يبدو وأنه شعور جيد على الاطلاق |
| Ürkütücü, ama söylemeliyim ki iyi iş. | Open Subtitles | مخيف، لَكنِّي يَجِبُ أَنْ أَقُولَ، عمل جيد. |
| Bütün her şey bittiğinde senin yüzünü gördüğümü hatırlıyorum birden farkına vardım ki iyi bir insanın hayatını mahvetmek üzereydim. | Open Subtitles | عندما نظرت إلى وجهك بعدما كل شئ أنتهى فجأة أكتشفت بأني أحاول تمزيق شخص جيد |
| Bugün görev süremi uzatma kurulu toplandı ve duydum ki iyi geçmiş. | Open Subtitles | اجتمع مجلس مراجعة تثبيتي اليوم وسمعت بأن الأمر جيد |
| Smith, demek ki, iyi göründüğüm konusunda hemfikiriz ikimizde. | Open Subtitles | و إظهار نفسك كشخص جيد حسناً، سميث، أعتقد أنه يمكن أن نـتـفـق على ذلك أنا أبـدو جيـداً |
| Gerçek şu ki, iyi bir asker ve dost olmaktan başka bir şey yapmadım. | Open Subtitles | الحقيقة أنني كُنْتُ لا شيءُ سوى جندي جيد إليك و صديق داعر جيد. |
| ki iyi ki böyle olmuş, çünkü sırada kalbin patlaması varmış. | Open Subtitles | خلال ثواني، الذي كان شيء جيد لأن التالي، قلبه إنفجر. |
| Görünen o ki, iyi bir adam elde etmeyi başaramamışsın. | Open Subtitles | يبدو أنكِ في ذلك اليوم لم تتمكني من إصطياد رجل جيد |
| Birkaç fikir vereceğim, tabi ki. İyi. Sana döneceğim. | Open Subtitles | سوف أعطيها بعض الأفكار ، بالطبع ، . جيد ، سأعاود الاتصال بك |
| Gerçek şu ki, iyi bir lider olman altında çalışanlara bağlıysa bunu düşünmeye vaktin olmuyor. | Open Subtitles | الأمر هو عندما تكون متشوقاً لتكون قائد جيد فلا تملك وقت لتفكر بما هو ذلك. |
| Belli ki iyi görünmüyor ve program hayranları memnun değil. | Open Subtitles | من الواضح ان الأمر غير جيد والجمهور غير راضي |
| Elbette ki iyi geçmesini istiyorum. | Open Subtitles | لذلك بالطبع أريد أن تجري الأمور بشكل جيد. |
| Bırak elindekini ve kıvır, ta ki iyi hissedene kadar. | Open Subtitles | "انهض من على ذلك الشيء وارقص حتى ترتاح" |
| Bırak elindekini ve dans et, ta ki iyi hissedene kadar. | Open Subtitles | "انهض من على ذلك الشيء وارقص حتى ترتاح" |