| Burada viyadükten bir parça görüyorsunuz. Ve göreceğiniz gibi korozyon her yanını kaplamış. | Open Subtitles | ويمكنك أن ترى هنا بعض من قطع ذلك الجسر والتى حدث بها تآكل. |
| Küçük korozyon. Beklediğimden çok değil Bu yaşın başında. | Open Subtitles | هناك تآكل طفيف أقل مما كنت أتوقعه لعمر فوهة البئر. |
| Peki korozyon olursa ne olur? | Open Subtitles | ، تآكل وما الذي سيحدث مع التآكل؟ |
| Ve bu tünelleri sel bastığında, korozyon kontrolü ele alarak yıkımı başlatacaktır. | Open Subtitles | وبمرور الوقت هذه الأنفاق ستغَمَر بالماء سيبدأ التآكل ويحكم سيطرته ويبدأ الإنهيار. |
| İnsanların zamanındayken, üst düzey demir yapısını korozyon etkilerinden korumak için her yedi yılda bir boyanıyordu. | Open Subtitles | أثناء وجود البَشَر، هيكله العلوي الحديدي كان يدهن مرة كل سبع سنوات لحمايته من التآكل. |
| Sabundaki hidroksit anyonları katran asidinin molar kuvvetine korozyon başlamadan önce 32 dakikaya kadar dayanabilir. | Open Subtitles | والأنيونات هيدروكسيد في الصابون يمكن مواجهة قوة المولي من حمض القطران لمدة تصل إلى 32 دقيقة قبل مجموعات التآكل في. |
| Su yok, korozyon yok. | TED | لا ماء، لا تآكل. |
| Peki, korozyon yanında yok. | Open Subtitles | حسنا، هناك وأبوس]؛ ق بجانب أي تآكل. |
| Sence korozyon olabilir mi? ... | Open Subtitles | قد يكون تآكل |
| korozyon (paslanma) önleyici olabilir. | TED | قد تكون لأي شيء ضد التآكل. |