| Bir demet gül ve bir kutu çikolata götürdüm. | Open Subtitles | لقد أعطيته باقة زهور مع صندوق شكولاتة |
| Satış, bir kutu çikolata gibidir. | Open Subtitles | المبيعات مثل صندوق شكولاتة. |
| Bir kutu çikolata kadar güzel. | Open Subtitles | " هذا مجرد أمرٍ بسيط "صندوق شكولاتة |
| Peki ya bir kutu çikolata falan? | Open Subtitles | ماذا عن علبة شوكولاته |
| Yarın oraya birlikte bir kutu çikolata ile gideceğiz ve onun kıçını biraz daha öpeceğim ve bunu çözeceğim. | Open Subtitles | أنا وأنت سنذهب اليها غدا مع علبة شوكولاته لتقبيل مؤخرتها (تملقها) أكثر وأكثر |