| Kadın muhabirlere, editörlere ve kaynaklara tavsiyem, | TED | اقترح مصادر نسائية للصحفيين والمراسلين. |
| Anlıyorum. Maalesef, muhabirlere doğrudan erişime izin veremiyorum. | Open Subtitles | فهـمت، للأسف، لا يمكنني غتاحة الوصول المباشر للصحفيين |
| Ayrıca halkla ilişkiler ve medya materyalleri için muhabirlere ihtiyaç duyuyorlar. | TED | لذلك يتطلعون أيضًا إلى المراسلين وتوظيف المراسلين المستقلين لمساعدتهم على تطوير علاقاتهم العامة وموادهم الإعلامية. |
| 18 ay sonra muhabirlere videonun birkaç milyon kere indirildiğini söyledi ve bu yalnızca bir web sitesi. | TED | وقد أخبر المراسلين بعد 18 شهرا أنه تم تنزيل الفيديوهات ملايين المرات وهذا مجرد موقع واحد. |
| muhabirlere biraz saygı göstersene! | Open Subtitles | تعامل مع أولئك الصحفيين بشيء من الإحترام |
| Ve böyle muhabirlere daha çok ihtiyacımız var. | Open Subtitles | ونحن بحاجة إلى مزيد من الصحفيين بهذا الشكل |
| Hem muhabirlere bakıcılık yapmam lazım. | Open Subtitles | بالإضافة، مازال عليّ الإعتناء بأولئك الصحافيين بالخارج |
| Başka muhabirlere gidip, benim haberlerimi vermesini istemem. | Open Subtitles | أنا لا أريده أن يذهب الي مراسلين آخرين ويعطيهم قصصي. |
| Bizi haberdar etmek için dünyanın dört köşesinde hayatlarını riske atan tüm büyük muhabirlere | Open Subtitles | والإشادة بالصحفيين الشجعان الذين ضحو بحياتهم فى جميع أنحاء العالم أثناء عملهم |
| Bu dün muhabirlere verdiğin cevap. | Open Subtitles | هذه هو الجواب الذي قدمتيه للصحفيين بالأمس. |
| Beni hikâyesini partideki muhabirlere satmakla tehdit etti. | Open Subtitles | كان يهدد بنشر وبيع قصتي للصحفيين الذين كانوا هنا في الحفلة . |
| muhabirlere isimsiz bir hediye gider. | Open Subtitles | نُرسل للصحفيين هديّة من مجهُول، |
| Genel müdürün zimmetine para geçirdiğini muhabirlere söylediği için işinden kovuldu. | Open Subtitles | حين اكتشف ان المدير التنفيذي يختلس من اموال البنك اخبر المراسلين بما وجده |
| Şu lanet muhabirlere bak. | Open Subtitles | انظري لهؤلاء المراسلين الأوغاد. |
| Şimdi git bunu dışarıdaki muhabirlere anlat. | Open Subtitles | الآن اخرج وأخبر المراسلين بالخارج هذا |
| Senin gibi gerçeğe değer veren muhabirlere. | Open Subtitles | مزيد من الصحفيين مثلك الذين يهتمون الحقيقة |
| Bu amaçla muhabirlere GPS cihazı verilecek ve seçmenler istedikleri an TV1 seçim sitesine girip parti liderlerinin nerede olduğunu görebilecekler. | Open Subtitles | سيتمكن الصحفيين من متابعة المرشحين عن طريق GPS بامكان الجمهور متابعة المرشحين عن طريق الانترنت -رائع |
| muhabirlere öyle davranırsan sıkıntı olur. | Open Subtitles | ان تعاملت مع الصحفيين هكذا فسيكون متعبا |
| Jimmy, Jason, gidip bu aslan yürekli muhabirlere yiyecek bir şeyler alalım. | Open Subtitles | (جيمي)، (جايسون) لنذهب ونحضر لهذين الصحافيين الجريئين شيئاً ليجعلهما يستمران |
| Başka muhabirlere gidip, benim haberlerimi vermesini istemem. | Open Subtitles | أنا لا أريده أن يذهب الي مراسلين آخرين ويعطيهم قصصي. |