| O şu an Görüntü'nün icabına bakıyor. Çok eğleneceğiz! | Open Subtitles | "إنّها بالواقع تتدبر أمر البقعة الآن، إنّنا سنحظى بالكثير من المرح!" |
| - Olmadığım tek şey Görüntü'nün yapılacaklar listesi. | Open Subtitles | -ما يجعلني في غير طبيعتي {\pos(190,220)}هي لائحة البقعة للأعمال التي يجب أن يقوم بها. |
| Hover barajının arkasındaki Mead Gölü'nün rezervlerindeki su var olduğu sürece bu santral elektrik üretmeye devam edebilir. | Open Subtitles | حول حلقة النار. ربما الوهج الأخير للأضواء الصناعية على كوكب الأرض |
| Görüntü'nün şüpheli davranışlarıyla ilgili gün sonuna kadar bir yazı istiyorum. | Open Subtitles | أنت تحزينني يا (لين)، أريد مقالة عن أفعال (الوهج) بنهاية اليوم |
| Büyücü'nün malikanesinin burada olduğunu ve içinde bir sürü şey olduğunu söyledi. - Hikaye kitabı gibi. | Open Subtitles | قال أنّ قصر المشعوذ هنا وفيه مجموعة مِنْ أغراضه، كالكتاب القصصيّ |
| Sörfçü'nün bıraktığı radyasyon izini tüm astronomik veri tabanlarında araştırdım. | Open Subtitles | لقد قمت بمقارنة إشعاعات المتزلج الفضي بكل قاعدة بيانات فلكية |
| Bize eskiden, bakkal olduğu zamanlarda nasıl Büyücü'nün Sandığı vitrinine gittiğini anlattı | Open Subtitles | أخبرنا أنّه إعتاد الذهاب إلى واجهة محل (وورلوك شيست) عندما كان بقالة. |
| Orada olan Görüntü'nün tüm rehineleri kurtardığı, hepsi bu. | Open Subtitles | ما حدث أنّ البقعة قد أنقذ {\pos(195,200)}.هؤلاء الرهائن، نهاية القصّة |
| Görüntü'nün kanı bir kaç hafta önce Metropolis'deki olayda panzehir olarak kullanıldı. | Open Subtitles | استعمل دم البقعة كترياق لفيروس انتشر بـ(متروبوبليس) قبل أسابيع. |
| İnternete göre Görüntü'nün resmini getiren kişi için 1 milyon dolar teklif ediyormuş. Yine mi? | Open Subtitles | طبقاً للإنترنيت، إنّه يعرض مليون دولار لمن يزوده بصورة لـ(البقعة). |
| Görüntü'nün maskesini düşürmek için bu kadar takıntılı olmasaydın en azından birimiz işini kurtarabilirdi. | Open Subtitles | كان على الأقل واحد منّا سيحتفظ بعمله لولا هوسك بفضح هويّة (البقعة). |
| Düzenbaz Görüntü'nün numarasının takibi R.A.O. Endüstri'de bitti. | Open Subtitles | أنهيت تعقّب المنتحل لشخصية (البقعة)، إلى (راو) للصناعات. |
| Görüntü'nün karşısında olanları al aşağı edecek bir ilhama ihtiyacım var. | Open Subtitles | احتجت إلى الإلهام، وإلى طريقة لأزيل هذه الأجزاء التافهة المعارضة لـ(الوهج) |
| Görüntü'nün onu hala destekleyen birilerinin olduğunu bilmesini istiyorum ve ben onlardan biriyim. | Open Subtitles | لذا أريد أن يعلم (الوهج) أنه ما يزال ثمة أشخاص يدعمونه، وأنا إحداهم |
| Görüntü'nün haberini paylaşacağını hiç düşünmezdim Lois. | Open Subtitles | لم أكن أظن أنك ستقبلين أن ينشر أحد عن (الوهج) غيرك يا (لويس) |
| En azından güzel bir dünyaya Görüntü'nün nezaretinde uyanabiliyorum. | Open Subtitles | على الأقل يمكن أن أستفيق لعالم أفضل، بفضل (الوهج) |
| Bu başarısız girişim Görüntü'nün olamaz. Bu onun tarzı değil. | Open Subtitles | لا يمكن أن يقوم (الوهج) بهذا، ليست طريقته |
| Artık Cadılar Bayramlarında oyun gecesi için Büyücü'nün Sandığı'na gidiyorum. | Open Subtitles | الآن أنا أقضي الهالوين في صندوق المشعوذ لألعاب الليل |
| Ve Batı Altadena'nın Şövalyeleri, Büyücü'nün Sandığı'nda ...Fantasies and Frolics oynayacaklar. | Open Subtitles | وفرسان غرب ألتادينا سيلعبون الخيال والمرح في صندوق المشعوذ |
| Sörfçü'nün görüldüğü her gezegen, sekiz gün sonra ölmüş. | Open Subtitles | كل كوكب سبق و قد ذهب إليه المتزلج , بعد 8 أيام يموت هذا الكوكب |
| Büyücü'nün Sandığı'nın cesur savunucusu tarafından mağlup ettiler Muzaffer Sylvester. | Open Subtitles | "ولكنهم ضربوا من قبل المدافع الشجاع عن محل "وارلووك شيست سلفستر المهاجم |
| Sahel bölgesi Sahra Çölü'nün güneyinde kalan yarı kurak alan. Batıda Atlantik'ten, doğuda Kızıldeniz'e uzanıyor. | TED | منطقة الساحل هي منطقة شبه قاحلة جنوب الصحراء الكبرى تمتد من المحيط الأطلسي في الغرب إلى البحر الأحمر في الشرق |
| Ben Yeryüzü'nün ve Parıldayan Cennet'in oğluyum. | Open Subtitles | انا ابن للارض والجنة المنجمة |