| Bazıları mısır yiyor, bazıları dümdüz ileri bakıyor ve mağara adamları gibi ağızlarından nefes alıyorlar. | Open Subtitles | بعضهم يتناول رقائق الذرة وبعضهم يحدّق إلى الأمام يتنفسون من أفواههم كإنسان الكهف |
| O bacalar açık. Ayrıca uzay giysileri de yok. Suyla nefes alıyorlar. | Open Subtitles | المهاوي مفتوحة وليس لديهم بدل هم يتنفسون الماء |
| Yani, hala nefes alıyorlar ama onları uyandıramıyorum ve bir saati geçti. | Open Subtitles | مازالو يتنفسون لا أستطيع أيقاظهم ومضت ساعة |
| Hayır, hala nefes alıyorlar. | Open Subtitles | . لا ، يبدو أنهم مازالوا يتنفسون |
| Houston, üç adamımız hayatta ve Mars'ta nefes alıyorlar. | Open Subtitles | الى هيوستين, لدينا ثلاثة رجال على قيد الحياه ويتنفسون على سطح المريخ |
| Karınları tok, altları temiz, nefes alıyorlar. | Open Subtitles | إنهم مُطعمون و نظيفون ويتنفسون فلتجلس |
| Ve sanırım onlar nefes alıyorlar. | TED | و أعتقد أنهم يتنفسون. |
| Az nefes alıyorlar. | Open Subtitles | إنهم بالكاد يتنفسون |
| Hepsi ölmüş! Hayır, nefes alıyorlar. | Open Subtitles | لقد ماتوا لا، إنهم يتنفسون |
| Onlar hayatta. nefes alıyorlar. | Open Subtitles | أنهم أحياء , يتنفسون |
| Hala nefes alıyorlar.. | Open Subtitles | أنهم مازالوا يتنفسون |
| Tüm hayatın boyunca biri yanında oluyor nefes alıyorlar, canlı kanlılar... | Open Subtitles | إنه كشيء معك في حياتك أكملها... إنهم يتنفسون... . |
| Ağızlarıyla nefes alıyorlar ve gluten denen şeyden bahsetmeyi kesmiyorlar. | Open Subtitles | مُروعين إنهم يتنفسون من خلال أفواههم ، ولا (ينتهون من الحديث عن شيء ما يُدعى (الجلوتين |
| Zaten çok zor nefes alıyorlar. | Open Subtitles | -توقف بالكاد يتنفسون |
| nefes alıyorlar. | Open Subtitles | انهم يتنفسون |
| nefes alıyorlar. Gidelim biz! | Open Subtitles | إنهم يتنفسون.. |