| Hayır, ama dinle, bana işinin bir kısmından nefret etmeyen bir kişi bul. | TED | لا، ولكن لحظة، اسمعوا، ستجدون أني شخص لا يكره عمله تمامًا. |
| Biliyor musun, söylemem gerek, böyle şeylerden nefret etmeyen biriyle burada olmak çok güzel bir şey. | Open Subtitles | تعلم , يجب أن أقول أنه من الجميل فعلاً أن أكون هنا مع شخص لا يكره هذا النوع من الإحتفال |
| Benden nefret etmeyen bir polis tanımadım. | Open Subtitles | لم ألتق أبدا شرطيا لا يكره هذا. |
| Hayatındaki her andan nefret etmeyen insanların yanında olmayı istemiyorum sadece. | Open Subtitles | لاأريد فحسب أن أكون بجوار أناسٍ لايكرهون أية شئ في حياتهم الآن |
| Askerlerden nefret etmeyen bir tanesinin. | Open Subtitles | ممن لايكرهون رجال البحرية. |
| Çok yazık olmuş, Kurt. Üzgünüm. İçimizde işinden nefret etmeyen tek sen vardın. | Open Subtitles | تلك الإشياء مجرّد خظّ عاثر، (كيرت) آسف، لكنّك الوحيد بيننا الذي لا يكره عمله تماماً. |
| Kurt, çok üzgünüm tüm bu yaşananlar için. İşinden nefret etmeyen bir sen kalmıştın. | Open Subtitles | تلك الإشياء مجرّد خظّ عاثر، (كيرت) آسف، لكنّك الوحيد بيننا الذي لا يكره عمله تماماً. |