| o noktadan sonra artık dünya bana farklı görünmeye başlamıştı. | Open Subtitles | العالم بدا مختلفاً تماماً لي في تلك النقطة. |
| Fakat o noktadan sonra cinayetti. | Open Subtitles | ولكن فيما يتجاوز تلك النقطة كانت جريمة قتل |
| o noktadan itibaren düşünmeye başladım, acaba hemşireler dünyada bu tarz hataları yapan tek insanlar mı, yoksa bu daha genel bir durum mu? | TED | ومن تلك النقطة وبعدها بدأت بالتفكير، هل الممرضات هن الوحيدات في العالم لا يفهمون هذه الأشياء في هذا القرار تحديداً، أم أنها حالة أكثر عموميةً؟ |
| Arabayı sürdüğünü, olay mahalline yaklaştığını hatırlamış ama o noktadan sonra sanki nutku tutulmuş ve otel odasına varıncaya dek olanlara dair hiçbir şey hatırlayamamıştı. | Open Subtitles | تذكَّرَ قيادة السيارة... وتذكَّرَ الاقتراب من مكان الإطلاق... وثمَّ, من تلك النقطة, فقد الذاكرة... |
| Birine kefil olmanın komik yanı, James o kişi, söz verildiğinin aksine kendini daha düşük gösterirse o noktadan sonra alacağın her karar eleştirilmektir. | Open Subtitles | حسناً، الأمر الغريب بشأن الضمان لشخص يا (جيمس)، هو أنّه عندما يظهر ذلك الشخص نفسه بأنّه أقل مما وعدت به، فكل قرارٍ تتخذه من تلك النقطة وصاعداً يعتبر تخمين ثانٍ |