| Eğitimli bir katilim. Seni bu ofisteki her şeyle öldürebilirim. | Open Subtitles | أنا قاتل مدرَّب يمكنني قتلك بأي شيء في هذا المكتب |
| Nasıl oldu da ofisteki onca kişiden bir tek ben seninle geldim? | Open Subtitles | كيف من بين كل الذين في المكتب أنا الوحيدة التي ذهبت معك؟ |
| Belki de 29 Nisan ofisteki herhangi bir gün gibi olacak. | Open Subtitles | لربّما الـ 29 من أبريل سيكون مجرد يوم آخر في المكتب |
| Eğer sakal bıraksaydın, bu ofisteki en iyi sakala sahip olan kişi olurdun. | Open Subtitles | أراهن لو إنك حاولت ستنمو لك أفضل لحية من أي شخص في المكتب |
| Ama ofisteki herkes oraya giderse hiçbirimiz gidemeyiz, anlaşıldı mı? | Open Subtitles | لكن فيما يخص بقية من بالمكتب فهو غير موجود، اتفقنا؟ |
| Köşe ofisteki boşluğu doldurmam an meselesi. Babanın tam yanındaki. | Open Subtitles | باتت مسألة وقت حتى أملأ فراغ المكتب الجانبي المجاور لأبيك |
| Bunu iki dakikada yakalar ve ofisteki... herkesi öldürebilirdi, peki şikayet ediyor muyum? | Open Subtitles | كان يمكنه حل تلك المشكلة بسهوله وقتل كل من في المكتب هل اشتكيت؟ |
| Todd'un bana maaşımıda ödemeyeceğini düşünürsek Kızım! ofisteki tüm eşyaları almışsın. | Open Subtitles | وبما أن تود لم يقم بتسليم راتبي أخذتي كل أدوات المكتب |
| Bunlar ofisteki gerçek sıkıntılar değil. | TED | ليست هذه هي المشاكل الحقيقية في المكتب. |
| ofisteki çizim planlarına bakmadan, bu toprakları görmeni istedim. | Open Subtitles | أردت منك رؤية هذه البلدة قبل أن تنظر إلى الرسومات في المكتب |
| ofisteki herkese beni ofistekilerin en akıllısı diye anlatmış ve hayat dolu biri demiş! | Open Subtitles | انه يخبر الجميع بالمكتب اننى المضيئة ، اكثر وا حدة مليئة بالحيوية فى المكتب كله |
| ofisteki işleri halletmek için bana bir hafta ver. | Open Subtitles | اعطنى أسبوع كمهلة حتى أنهى كل معاملات المكتب |
| Rochester'daki kuzen Tommy . ofisteki Eddie Meyers. | Open Subtitles | إبن العم تومي في روتشيستر إدي مايرز ، من المكتب |
| -Mükemmel. ofisteki sıkıcı bir günün ardından rahatlamak için birebir. | Open Subtitles | ممتاز, الشيء المطلوب للأسترخاء بعد يوم عصيب في المكتب |
| Neden ofisteki birini Paisano'nun yerine göndermiyorsun? | Open Subtitles | لماذا لا تجعل شخص آخر من المكتب يجلبها لك من المطعم؟ |
| O ofisteki varlığım, ancak şansımı azaltır. | Open Subtitles | فقط وجودي في ذلك المكتب هو ما يُنقِص من فُرصي |
| ofisteki tüm kızlar bana patronlarına nasıl aşık olduklarını anlatıyorlardı. | Open Subtitles | وكل الفتيات في المكتب كانوا يقولون لي دائماً كيف وقعوا في حب رؤسائهم في العمل |
| Öğlen yemeğinde eve gelecektim ama yaklaşan teftiş nedeniyle ofisteki herşey karmaşık. | Open Subtitles | كنت سأتى المنزل للغداء... ولكن هناك جنون في المكتب... مع مجيء المراجعة |
| ofisteki eşyalara bakıp, onları sevdiğinizi mi söylüyorsunuz? | Open Subtitles | هل انت تنظر فقط الي الاشياء التي بالمكتب و تخبرنا انك تُحبها؟ |
| Sonra şefkatin özelliklede ofisteki kadınların şefkatinin tadını çıkarttım. | Open Subtitles | ذلك، وأنا بالأحرى أتمتّع به العطف، خصوصا من النساء في مكتبنا. |
| ofisteki her kalemi, kurşun kalemi ve atacı sayacaksın. | Open Subtitles | سوف تمثل كل قلم ، قلم رصاص ومشبك في هذا المنصب. |