| Bu ofisten dışarı çıkamıyorum. Onu ne kadar iyi tanıyorsun? | Open Subtitles | أنا أعيش في هذا المكتب ليل نهار مامدى معرفتك به؟ |
| Bu ofisten dışarı çıkamıyorum. Onu ne kadar iyi tanıyorsun? | Open Subtitles | أنا أعيش في هذا المكتب ليل نهار مامدى معرفتك به؟ |
| ofisten ayrıldı ve geri gelmeyecek, yani ikinci bir emre kadar yönetim bende. | Open Subtitles | لقد غادر المكتب ولن يعود وهذا يعنى اننى سأكون المسؤول حتى اشعار آخر |
| Bu saatte aradığım için üzgünüm. Kendimi ofisten atmak istedim. | Open Subtitles | آسف أني اتصلت متأخراً كان يجب أن أخرج من المكتب |
| Neden büyükbabanızı ofisten alıp, buraya bize katılması için getirmiyorsunuz? | Open Subtitles | وتجعلاه يترك المكتب ويأتى إلى هنا وينضم إلينا فى الغابات؟ |
| Biliyor musun aslında arada bir ofisten çıkmam iyi oluyor. | Open Subtitles | تعلمين بإنه, أمر جيد أن أغادر المكتب من وقت لآخر |
| Seni ofisten çıkardığına göre ilginç bir kaçak Kanada eşyası olmalı. | Open Subtitles | لابد أنها بعض الممنوعات الكندية الغريبة لأنها إستطاعت إخراجك من المكتب |
| Bugün ofisten o köpeğin yanına gitmek için çıktığını biliyorum. | Open Subtitles | اعلم انك تركت المكتب لكى تكون مع هذا الكلب اليوم |
| Bu yüzden mi ofisten arayıp, emziğini orada unuttuğunu söylediler? | Open Subtitles | ألهذا اتصل المكتب وأخبروني بأنّك قد نسيت مصاصتها هناك ؟ |
| Bay Redmayne, Kim olduğunuzu bilmiyorum ama Bu ofisten 16 yıldır sorumluyum... | Open Subtitles | مستر ريدمين، لا أعلم من انت لكني مسؤول عن هذا المكتب لسنوات |
| Bak, dışarıda hava çok güzel. Neden ofisten çıkmıyorsun ki? | Open Subtitles | إنه يوم جميل حقاً، لمَ لا تخرجين من المكتب قليلاً؟ |
| Londra'dan ana ofisten Lord Benton ile konuşulacak emirlerim var. | Open Subtitles | لدي أوامر من لندن المكتب الرئيسي لأناقشها مع اللورد بينتون |
| Çalıştığım ofisten çalana kadar sadece şu metal makasa sahiptim. | TED | كنت استخدم هذه القواطع المعدنية حتى سرقت زوج مقصات من المكتب الذي عملت فيه. |
| Phone: Hey, ben Johnson, ofisten arıyorum. | TED | المتصل: مرحبا , انا السيد جونسون اتصل بك من المكتب. |
| ofisten çıktığınızda ilginç ve anlamlı sorular sorun. | TED | اطرح أسئلة مثيرة للاهتمام وذات مغزى عندما تهمّ بالخروج من المكتب. |
| Peşinden gideceğim. Peki, ofisten pasaportunu getirdikleri an bileti alacağım. | Open Subtitles | نعم، سوف أحجزها وقتما يصل جواز السفر من المكتب |
| Keşke orada olsaydım. Tüm gün ofisten dışarı çıkmadım. | Open Subtitles | أتمنى ذلك، لكنني كنت محبوسة في المكتب طول اليوم |
| Jacoby oraya gelmeden sizi ofisten uzaklaştırmaya ikna ettik. | Open Subtitles | وتحاول ابعادك عن المكتب قبل وصول جاكوبى الى هناك, |
| Doktor ya da ofisten herhangi biri kalp piline giriş yapmış mı? | Open Subtitles | هل الطبيب أو أي شخص أخر من مكتبه دخلوا إلى منظمة القلب؟ |
| Saat 6'da ofisten çıktı, saat 9.30. | Open Subtitles | غادرت مكتبها الساعة السادسة والآن الساعة التاسعة والنصف |
| Sonra da sen ofisten biri ile çıkmayacağını açıkça söyledin. | Open Subtitles | و أنتِ قلتها واضحة أنتِ لا تواعدين أحد من المكتبِ. |
| İnsanın kendi çatısını, duvarlarını, şöminesini istemesi eski bir dürtü ve köhne bir ofisten bizler insanlara yardım ediyoruz. | Open Subtitles | ونحن نساعدهم في الحصول على كل هذه الأشياء ونحن في مكتبنا الصغير القذر |
| En son ne zaman ofisten çıkıp bir lise maçına gittin? | Open Subtitles | متى كانت آخر مرة خرجت من مكتبك كي تُشاهد مباراة لمدرسة ثانوية؟ |