| Bir yerlerde sevinç gözyaşları ve nefret gözyaşları arasında farklılıklar olduğunu okumuştum. Bu doğru mu? | Open Subtitles | قرأت أن هناك فرق بين دموع الفرح ودموح الغضب وأن هذا حقيقي |
| REM uykusunun beynin sorunları çözme yöntemi olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لقد قرأت أن حركات العين السريعة هي طريقة المخ في حل المشاكل |
| Askeriye tarafından icra edilen bir kaç test olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لقد قرأت عن التجارب التي أجراها الجيش |
| Bir keresinde, bir dergide, hayatımıza giren insanların, içimizdeki görmediğimiz şeylerin aynası olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | كنت قرأت في مكان ما ان اي شخص يدخل حياتنا هو مرآة تعكس شيئا داخلنا نحن لانراه |
| Bir çocuğum var. Onlarla... onunla konuşmanın önemli olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لدىّ طفلة,قرأت أنه من المهم ...أن أتحدث إليهم |
| Hastanenin başhekimi olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | أتعلمين ، لقد قرأت أنها كانت رئيسة قسم الجراحة في المشفى |
| Erken doğumun travmadan kurtulmak için tek yol olduğunu okumuştum, öyle de zaten. | Open Subtitles | لقد قرأت بأن الولادة المُبكرة هي السبيل الوحيد لتجنب الصدمات، وهي كذلك |
| İlk yaralandıklarında hiçbir şeyi gözden kaçırmamak için onları yalnız bırakmamanın önemli olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لقد قرأت بمكان ما من أنه من المهم جداً عدم تركهم وحيدين عندما يصابون لأول مرة حتى لاتمضي أي علامة بدون ملاحظة |
| Newsweek'te kıyamet görüşlülerin yerlerinin nasıl ekonomik sıkıntı içinde olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | قرأت فى النيوزويك عن بعض الاماكن المكتئبة اقتصاديا مثل العاملون بتهذيب الحدائق مثل الرؤيا او الحلم |
| Bir yerde jonglörlüğün sırrının yakalamak değil, atmak olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | قرأت مرة أن المهم في شعوذة ليس اصطياد ولكن رمي. |
| Bir yerde ayna sendromu tedavisinin sakıncalı olduğunu okumuştum. Sakıncalı... | Open Subtitles | قرأت أن نتيجة متلازمة المرآة غالباً تكون سلبية |
| Vietnam'ın tam görülecek bir yer olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لقد قرأت أن "فيتنام" أصبحت مكاناً جميلاً الآن |
| Biliyor musun, bir yerlerde küçük hayvanları öldürmenin çıIdırmanın ilk işaretlerinden olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | أتعرفين, لقد قرأت أن قتل الحيوانات الصغيرة. هو العلامة الأولى لمرض نفسيّ... |
| Hackerların bazı renkleri olduğunu okumuştum | Open Subtitles | لقد قرأت عن أنواع رموز القراصنة الملونة |
| Teoride mümkün olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | حسنًا، قرأت عن تلك النظرية التي قد تكون مُمكنة... |
| Evet. Niye? Sokağın aşağısında içine yengeç koydukları bir yer olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | قرأت عن هذا المكان في نهاية الشارع حيث |
| Biliyor musun, bir yerlerde küçük hayvanları öldürmenin çıIdırmanın ilk işaretlerinden olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | قرأت في مكان ما أن قتل الحيوانات الصغيرة هي العلامة الأولى على السلوك المعادي للمجتمع |
| Bir yerlerde nabzı yoklamak için en iyi yerin uyluktaki damar olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | تعرف، قرأت في مكان ما ...أن أفضل مكان لإيجاد نبض في الشريان الفخذي |
| Savaş sırasında terk edilmiş 60.000 çocuk olduğunu okumuştum gazetede. | Open Subtitles | قرأت في الصحيفة أن 60 ألف طفل تخلّى عنهم ذوُوهم خلال الحرب |
| İyileştirici olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | قرأت أنه يمكن ان تعالجك تماما |
| Çok değerli olduğunu okumuştum. En iyi arkeoloji teçhizatını alacağım. | Open Subtitles | قرأت أنها تساوي ثروة رباه, سأشتري أفضل معدات لـ علم الآثار |
| Bilirsin, sanatın iyi bir yatırım olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | . قرأت بمكان ما أنّ الفنّ إستثمار جيّد بالفعل |
| Bir gazetenin bilim sayfasındaki makalede insanların kimyasal bir maddeyi makyaj, yemek ya da soluyarak aldıklarında bunun insanlarda halisünasyonlara neden olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | لقد قرأت فى إحدى الجرائد العمومية أنه لو شم شخص رائحة معينة تشبه رائحة المستحضرات الكيماوية مثل رائحة اللحم الفاسد تصبح نسبة تعرضه للهلوسة ثلاثة أضعاف |
| - Bir dakika bekle. Bir yerde sizlerin çok misafirperver olduğunu okumuştum. | Open Subtitles | انتظري انتظري لقد قرأت مرة انكم مضيافين هل هذا صحيح؟ |