| Senatörün Thompson'un bilmediği bir ilişkisi olması imkansız. | Open Subtitles | من المستحيل أن يكون السيناتور على علاقة مع أحد و ثومبسون لا يعلم عنها |
| Bu kadar takıntılı olup bundan bahsetmemiş olması imkansız. | Open Subtitles | يستحيل أن يكون مهووساً إلى هذا الحد ولا يتكلّم عن الأمر |
| Prens Edward'ın Karındeşen Jack olması imkansız. | Open Subtitles | يجعل من الصعب أن يكون الأمير "إدوارد" هو "جاك" السفاح |
| Olayların zamanlaması nedeniyle bu çocuğun benden olması imkansız biliyorum. | TED | أدرك بأنه من المستحيل أن هذا الطفل ربما يكون ابني، نتيجة لتوقيت الأحداث. |
| - Bu şapkanın 70 yıldan beri bu durumda olması imkansız.. | Open Subtitles | مستحيل أن تكون هذه القبّعة هنا منذ سبعين عاماً |
| Christine'in sizi vurmuş olması imkânsız! | Open Subtitles | هيهات أن يكون لـ(كرستين) علاقة بإطلاق النار عليكِ وعلى (لاندي)! |
| Bu atışı 300 metreden yapmış olması imkansız. | Open Subtitles | مستحيل أنه أنه أطلق الرصاصة تلك من 300 متر |
| Bundan sonra Başkanın yakınında olması imkansız. | Open Subtitles | لامجال له أن يبقى على شئون الرئيس بعد هذا |
| Hayır. Ama ölü bir kedi olmadığına göre bilimsel olarak iki farklı yerde olması imkansız. | Open Subtitles | كلا، لكن بما أنها ليست قطة ميتة فمن المستحيل من الناحية العلمية |
| Dışarıda birisinin olması imkansız. | Open Subtitles | من المستحيل أن يكون هنالك شخص في الخارج |
| Gizli hayranının, Lenny olması imkansız. | Open Subtitles | من المستحيل أن يكون (ليني) هو معجبك السري |
| - Nelson kızı öldürmüş olabilir ama Wrigth'ı öldürmüş olması imkansız. | Open Subtitles | ربما قتل " نيلسون الفتاة ولكن يستحيل أن يكون قاتل (رايت)ـ |
| Michel olması imkansız. | Open Subtitles | يستحيل أن يكون "ميشيل". |
| Prens Edward'ın Karındeşen Jack olması imkansız. | Open Subtitles | يجعل من الصعب أن يكون الأمير "إدوارد" هو "جاك" السفاح |
| Şu an bu şeyin o kadar ağırlığı taşıyor olması imkansız. | Open Subtitles | من المستحيل أن تحمل هذه الشاحنة ذاك المقدار من الوزن |
| Bu kadının otelde çalışıyor olması imkansız. | Open Subtitles | مستحيل أن تكون هذه السيدة تعمل في الفندق |
| Bunun buraya düşmüş olması imkansız. | Open Subtitles | مستحيل أن تكون هذه الحقيبة سقطت هنا |
| Christine'in sizi vurmuş olması imkânsız! | Open Subtitles | هيهات أن يكون لـ(كرستين) علاقة بإطلاق النار عليكِ وعلى (لاندي)! |
| Bu atışı 300 metreden yapmış olması imkansız. | Open Subtitles | مستحيل أنه أنه أطلق الرصاصة تلك من 300 متر |
| Bundan sonra Başkanın yakınında olması imkansız. | Open Subtitles | لامجال له أن يبقى على شئون الرئيس بعد هذا |
| - ...arasında sevgi olması imkansız. | Open Subtitles | فمن المستحيل لآلة وفتاة أن يقعا في حب بعضهما |