| Burada orayı henüz ele geçirmediğimizi gösteren bir harita var. | Open Subtitles | لدى خرائط هنا تفيد بأننا لم نحتل هذا المكان بعد |
| Bende bu şans varken, birileri öldürülür... polisler de gelip orayı kapatır. | Open Subtitles | و لحظي السيئ سيقتل شخص ما هناك ثم يأتي البوليس ليغلق المكان |
| Tekrar içeri girdiğinde, yardım bile çağıramadan, orayı bir meşaleye çevirdiniz. | Open Subtitles | عندما أعادت الجثة للداخل قبل أن تطلب المساعدة أحرقت المكان كله |
| Evet işyerindekiler her Cuma T.G.I'ya gidiyorlar, ancak ben orayı hiç sevmiyorum. | Open Subtitles | الكل في العمل ذهب إلى تي جي لكني لا احب ذاك المكان |
| orayı yönetenler, onda ihtiyaçları olan hiçbir şey olmadığını sandı. | Open Subtitles | الذين أداروا هذا المكان لم يظنوا أن لديه ما ينفعهم |
| orayı yönetenler, onda ihtiyaçları olan hiçbir şey olmadığını sandı. | Open Subtitles | الذين أداروا هذا المكان لم يظنوا أن لديه ما ينفعهم |
| orayı gözetleyen bir terörist hücresi vardıysa bile iyi saklanmışlar. | Open Subtitles | لو كانت الخلية الارهابية تغطى المكان فقد اخفوا اثارهم جيدا |
| orayı çok seviyorsun. Sana söylersem bu durumu mahvetmiş olurum. | Open Subtitles | انت تحب هذا المكان ، إذا أخبرتك فسوف أخرب هذا |
| Hem orayı aldıktan sonra da onlara ihtiyacınız olacak, doğru. | Open Subtitles | نعم، بالإضافة إلى أنكم ستحتاجونهم بعد أن تستولوا على المكان. |
| Burayı daha sıcak yaptım. Belki orayı da daha soğuk yapabilirim. | Open Subtitles | لقد جعلت المكان أدفئ هنا ربما استطيع أن أجعله أبرد هناك |
| Evet ama dün gece orayı taradık bir şey çıkmadı. | Open Subtitles | أجل، لكننا مسحنا المكان بالجهاز طوال الليل ولم نجد شيئاً |
| orayı çok iyi bilen cesur eski bir saray muhafızı, muhteşem dövüş yeteneğiyle saraya sızabilir belki, değil mi? | Open Subtitles | حارس سابق للقص و هو شجاع يعلم المكان بشكل جيد و يملك مهارات قتال مميزة يمكنه التسلل الى القصر,صحيح? |
| Evet, orayı çok seviyorum. Ayrıca soğuğu da özlemiyorum. Bundan eminim. | Open Subtitles | أجل، أحبّ المكان هناك وأنا لا أفتقد البرودة، هذا أمر مؤكّد |
| Ve orayı yerle bir etmek için elimize bir şans geçmiş olur. | Open Subtitles | ثم سيكون لدينا فرصة أخذ هذا المكان إلى أسفل. افتح عينيك، والمخبر. |
| orayı hiç sevmezdi ama diğer her yere de baktık. | Open Subtitles | أعرف أنه يكره هذا المكان لكننا تفقّدنا كل الأماكن الأخرى |
| Bunu bir espri konusunu yapmıştım. Eğer yardım istemeyi beceremezsen, kendini orayı yönetirken bulabilirsin. | TED | لقد اعتدت على المزاح في ذلك الوقت للقول اذا أخفقت كمتصلة قد ينتهي بي الأمر لأدير المكان |
| "orayı bulmanın tek yolu" "kalbimin çok yakınlarında." | TED | الطريقة الوحيدة للعثور على هذا المكان هي أنه قريب من قلبي. |
| Buraya tayin edildiğimden bu yana ilk kez geçen gün orayı açık gördüm. | Open Subtitles | منذ تعييني هنا، رأيت المكان يُفتح لأول مرّة منذ قريب |
| orayı tekrar satın aldım. Bu yüzden buradayım. | Open Subtitles | لقد اشتريت المكان مجدداً وهذاهوسببوجوديهنا. |
| Evet. Neden nehre gitmeyi denemiyor musunuz? Sen orayı hep severdin. | Open Subtitles | اجل, لما لاتذهبون الى النهر مجددا لطالما احببتم الذهاب الى هناك. |
| Bu gidişle tek çarem orayı basıp seni de bir güzel hapse tıkmak olacak. | Open Subtitles | أرى أن نقتحم المكان، و نوسعكم ضرباً، و نزج بكم إلى السجن. |
| orayı yıllardır isteyip, duruyor. | Open Subtitles | إنه يريد تشغيل تلك الأرض منذ سنوات |
| Ama orayı sevdim sonra da çivit tarlasında kendime gözetmenlik işi buldum. | Open Subtitles | و لكن راق لى الوضع هناك لذلك وجدت لنفسى وظيفه مشرف فى احدى مزارع التبغ. |
| Peki sence orayı nasıl inşa ettiler? | Open Subtitles | من النوع الذي يجعلك تعتقد عن الشعب الذي بناه. |
| Polis orayı bir daha aramaz. | Open Subtitles | لن تدقق الشرطة في ذلك المكانِ ثانيةً. |
| Hem de Çinliler orayı kuruturken. | Open Subtitles | أن يخبر (أوباما) أن ينظر للجهة الأخرى بينما يقوم الصينييون بإستنزافها |
| orayı yapan adamı bulup soygun için ikna eden benim! | Open Subtitles | أنا من وجد الرجل الذي بناها وأقنعة أن يكسرها |