| Bazen, çok sıkıldığında ya da karşındakinin buna ihtiyacı varmış gibi görünüyorsa çok daha rahat oluyor. | Open Subtitles | أحياناً , تمل من الأمر ويبدون كأنهم محتاجينه مهما يكن , يجعل الأمر سهلاً |
| Keçe, kumaş ve düğme gözleri olan, hissiz, oynayabileceğin ve kontrol edebileceğin ve sıkıldığında atabileceğin bir şey olarak? | Open Subtitles | ,كشئٍ لديه ملابس , أزرار وعيون وليس لديه مشاعر شئ يمكنكَ بأن تلعب معها وتتلاعب بها وترميها حين تمل منها ؟ |
| O, onlardan sıkıldığında. | Open Subtitles | او حين تمل من الآخرين |
| Kimberly bu tip götverenlerle takılmaktan sıkıldığında benim sevimli birisi olduğumu hatırlayacak ve bana şans verecek. | Open Subtitles | ! رائع - و التي هي ، أنّها عندما تسأم - من مواعدة هذا النوع من الحمقى |
| sıkıldığında, değiştirmeyi seviyor. Değil mi? | Open Subtitles | سمعتُ ذلك حول ذلك الفتى يمّل، يُحب التغيير؟ |
| sıkıldığında, değiştirmeyi seviyor. Değil mi? Bu yüzden mi başka bir sevgilisi var? | Open Subtitles | سمعتُ ذلك حول ذلك الفتى يمّل، يُحب التغيير؟ |