| Yaban hayata ev sahipliği yapar ve sellerin önüne geçer-- | Open Subtitles | تعطينا الحياة البرية وتتحكم في الفياضانات |
| babam sellerin arasından eve döndü kucağında bir bebek vardı. | Open Subtitles | والدي عاد للوطن من خلال الفياضانات برضيعة بين يديه. |
| Ve kuraklık ve sellerin artan yoğunluğu Dünya'nın tahıl ambarlarını şiddetle etkileyecek, büyük açlıklara ve ekonomik çöküşe neden olacak. | TED | وزيادة شدة الجفاف والفيضانات سيؤثر بشدة على سلة خبز العالم، مسببا مجاعات هائلة وتراجعا اقتصاديا. |
| Ne de olsa bugün doğan herhangi bir çocuk eskiden doğal afet dediğimiz kasırgaların, sellerin, yangınların sıradan bir şeye dönüştüğü bir dünyada yaşamak zorunda olacak. | TED | فعلى أي حال، أي طفل يولد اليوم سيحيى في عالم حيث تصبح الأعاصير والفيضانات وحرائق الغابات ما نطلق عليه اليوم كوارث طبيعية أشياء مألوفة |