| Seni ve muritlerini sizi bekleyen sonsuz işkencelerin olduğu karanlığa sürdü. | Open Subtitles | فيطرحون بك الى الظلام الخارجي حيث الخراب الأبدي ينتظرك و محضرينك |
| Bn. Langford, mutfakta sizi bekleyen genç bir adam var. | Open Subtitles | سيدة لانجفورد ، هناك شاب ينتظرك في المطبخ |
| Çünkü burada sizi bekleyen şey Yeni New York Şehri. | Open Subtitles | لأنه هنا ينتظرك مدينة نيويورك الجديدة وهي لك |
| Eğitimler, sizi bekleyen gerçek görevlerden daha da zorlu ve çetin olur. | Open Subtitles | التدريب سيكون قاسي جداً نظراً للمهمة الحقيقية التي تنتظركم |
| Eminim sizi bekleyen güzel bir hücreleri vardır. | Open Subtitles | أنا متأكد من أنهم وأبوس]؛ ليرة لبنانية لديها خلية دافء بشكل ممتع لطيف في انتظاركم. |
| Ve sizi bekleyen bir mücadele için içinizde yeni bir gücün yükseldiğini duyumsarsınız. | Open Subtitles | وسيتم تنشيط حواسك لمواجهة التحديات التي تنتظرك. |
| Girişte sizi bekleyen birileri var, Bayan P. | Open Subtitles | البورش السياره فى ينتظرك ما شخص بى ياسيده |
| Az önce aradılar. Merkezde sizi bekleyen birisi varmış. | Open Subtitles | تلقيت مكالمة للتو، ثمة شخص ينتظرك في مخفرك |
| Yeraltı dünyasında sizi bekleyen şeyler işte bu deliğin dibinde. | Open Subtitles | ...والعالم السفلي ... ماالذي ينتظرك في ذلك العالم |
| Afedersiniz, hanımefendi. sizi bekleyen biri var. | Open Subtitles | عفوا سيدتي هناك رجل محترم ينتظرك... |
| Dışarıda sizi bekleyen bir protokol görevlisi var. | Open Subtitles | هناك مشير ينتظرك بالخارج |
| sizi bekleyen bir misafiriniz var, efendim. | Open Subtitles | ثمة زائر ينتظرك يا سيدي |
| İki numaralı konferans salonunda sizi bekleyen Bay Sanchez adında biri var. | Open Subtitles | هناك سيد بإسم (سانشيز) ينتظرك في عرفة المؤتمرات الثانية. |
| - Günaydın. Bayan Teagan, sizi bekleyen bir FBI ajanı var. | Open Subtitles | (سيدة، (تيجان هناك عميل مباحث ينتظرك |
| - Dışarıda sizi bekleyen birileri var. | Open Subtitles | - هناك شخص بالخارج ينتظرك - |
| sizi bekleyen onca şeyle kıyaslanamaz. | Open Subtitles | لا شيء، مقارنة بكل تلك الأشياء التي تنتظركم |
| sizi bekleyen dehşetle yüzleşmektense kör olmanız iyidir. | Open Subtitles | خير لكم أن تعموا على أن تواجهوا الأهوال التي تنتظركم |
| Söylemek zorundayım ki şu odada sizi bekleyen pirzola yerine salatayla ilgilenmekteki ısrarınız kafamı karıştırdı. | Open Subtitles | على القول ، بأني في حيرة من أمري بخصوص رغبتكم لتركزوا على السلطة بينما تنتظركم شريحة اللحم بداخل هذه الغرفة |
| Ön tarafta sizi bekleyen bir araba var. | Open Subtitles | هناك سيارة في انتظاركم أمام القسم |