| Sabah taşıyabileceğimiz kadar çok yiyeceği yanımıza alır ve ayrılırız. | Open Subtitles | بالصباح سنأخذ كل ما نستطيع حمله من طعام و نتحرك |
| Sadece yanımızda taşıyabileceğimiz şeyleri getirmemize izin verildi. | Open Subtitles | سمحنا لنا فقط بأصطحاب ما يمكننا حمله معنا |
| Çok hafif. taşıyabileceğimiz kadarını oradan sökebilir. | Open Subtitles | رقيق جدا يمكنه التقطيع بقدر ما يمكننا حمله |
| Unutmayın, burada bulunmamızın bir amacı var taşıyabileceğimiz her şeyi almak buradan gitmek. | Open Subtitles | تذكروا نحن هنا فقط لنبسط بعض السيطره على الارض احملوا ما تستطيعون حمله ولنخرج من هنا |
| Depondaki taşıyabileceğimiz en değerli şey ne? | Open Subtitles | ما هو أثمن شيء يمكننا حمله خارج المستودع؟ |
| taşıyabileceğimiz türden. Elimde hiç kalmadı. | Open Subtitles | النوع الذى تستطيع حمله - لم أستطيع إحضار واحد منه - |
| - taşıyabileceğimiz her şey yararlı, tamam mı? | Open Subtitles | أيّ شيئ يمكننا حمله -أيّ شيئ يمكننا إستخدامه ، إتفقنا ؟ |
| Git de onu taşıyabileceğimiz bir şeyler bul. | Open Subtitles | إذهب و إعثر على شيئ يمكننا حمله عليه |
| Eparcy'den taşıyabileceğimiz kadarını yanımıza aldık. | Open Subtitles | أخذنا ما بإمكاننا حمله من ايباسي |
| Yani taşıyabileceğimiz kadarını alırız. | Open Subtitles | أعني قدرما نستطيع "نحن" حمله. |