| Davranışlarına dikkat et. Yapman gereken tek şey bu. Böylece iyi geçiniriz. | Open Subtitles | فقط أحسن تصرفاتك , هذا كل ما عليك فعله , وستكون بخير |
| Memeler ve kalça. Memeler ve kalça. Umurlarında olan tek şey bu. | Open Subtitles | الصدور و المؤخرات ، هذا كل ما يهتمون به ، شكراً لك |
| Bana duvardan bahsetme. Bu lanet şehirde sahip olduğunuz tek şey bu. | Open Subtitles | لا تكلميني عن الجدران هذا كل ما أجده في هذه المدينة اللعينة |
| Bu dünyada seni bir yerlere götürecek olan tek şey bu. | Open Subtitles | هذا هو الشيء الوحيد الذي سيوصلكِ إلى أي مكان في العالم |
| En fazla 12 dakikanız var. Bu talim hakkında bilmeniz gereken tek şey bu! | Open Subtitles | إثنا عشرة دقيقة أو أقل, هذا كلّ ما يجب أن تعرفوه عن هذه الحصة من التدريب. |
| Bavullarımızı açıp, sonra tekrar toplamaktan başka. Bir aydır yaptığım tek şey, bu. | Open Subtitles | ما عدا الشحن والتفريغ هذا كل ما أفعلة الآن منذ شهر |
| Müvekkilimin hayatı söz konusu. Önemli olan tek şey bu, onun hayatı. | Open Subtitles | حياة موكلى على المحك هذا كل ما يهمنى ، حياته |
| - Evet, biliyorum ama elimizde kalan tek şey bu. - Sen şaka yapmıyorsun. | Open Subtitles | آجل أعرف , لكن هذا كل ما تبقى لنا أنت لا تمزح |
| Şimdilik yapabileceğimiz tek şey bu. | Open Subtitles | ننتظر خطوته القادمة هذا كل ما بإمكاننا فعله |
| Fidyeyi ödeyin ve iflas etmiş olalım. Bu durumda yapılacak tek şey bu. | Open Subtitles | أدفع الفدية و سيُقضى علينا هذا كل ما في الامر |
| Dalga geçilecek biri değilim, bilmen gereken tek şey bu. | Open Subtitles | أنا شخص غير قابل للمزاح و هذا كل ما يمكنك أن تعرفيه |
| Sahip olduğum tek şey bu. Hepsi bu. Ben buyum. | Open Subtitles | هذا كل ما لدي ، هذه هي هذه هي حياتي ، هذا ما أمثل |
| Bilmen gereken tek şey bu. Taşıyıcının ne olduğunu söyle. | Open Subtitles | نحن هذا كل ما عليك معرفته لا أريد المضيف عليك إخباري ما هو |
| Bu dünyada seni bir yerlere götürecek olan tek şey bu. | Open Subtitles | هذا هو الشيء الوحيد الذي سيوصلكِ إلى أي مكان في العالم |
| Kendime gelip buraya dönmüş olmam gerekirdi çünkü gerçekten sırtımı dayayabileceğimiz tek şey bu. | Open Subtitles | كان عليّ أن أعودَ إلى طبيعتي إلى هذا الزمان والمكان لأنّ هذا كلّ ما نعتمد عليه |
| Üç güçlü eserden ikincisinin bulunduğu kule ile onların arasındaki tek şey bu hendekti. | TED | إنه الشيء الوحيد الحائل بينهم وبين البرج مَخبأُ التحفة الفنية القوية الثانية من أصل ثلاث. |
| VHS bandından elde edebildikleri tek şey bu mu? | Open Subtitles | هذا هو كل ما استطاعوا استعادته من شريط الفيديو |
| Bir sürü kişi, bir daha güreşemeyeceğimi söylediler Oysa bildiğim tek şey bu. | Open Subtitles | كثير من الناس قالوا لي بأني لن أصارع ثانيةً وهذا كل ما أفعله |
| Dalchimsky'yi yakalayana kadar, düşünmemizi istediğim tek şey bu. | Open Subtitles | قبل أن نحصل على دالشميسكي ذلك كل ما أريد التفكير فيه |
| Benim için yapabileceğin tek şey bu. | Open Subtitles | هذا الشيء الوحيد الذي يمكنك فعله من أجلي |
| Yapabileceği tek şey bu! | Open Subtitles | {\fnTraditional Arabic\fs36\b1}إنه كل ما يمكنها فعله |
| Seninle alakalı olmalı. Dördümüzün de ortak olduğu tek şey bu. | Open Subtitles | لابد لهذا أن يكون علي علاقة بك إنه الشئ الوحيد المشترك بيننا الاربعة |
| Düşünebildiğim tek şey bu. | Open Subtitles | إنّه الشيء الوحيد الذي يمكنني التفكير به |
| Dürüstlüğümüz beş para etmiyor ama elimizdeki tek şey bu. | Open Subtitles | إن استقامة أنفسنا قليلة جداً إن هذا فقط ما نملكه فقط |
| Düşünebildiğim tek şey bu. | Open Subtitles | هذا هو الشئ الوحيد الذي أستطيع التفكير فيه |
| Düşünebildiğim tek şey bu. | Open Subtitles | يجب أن أجد أبي هذا الشئ الوحيد الذي أستطيع التفكير فيه |
| Laura toprağın altında Ajan Cooper. Emin olduğum tek şey bu. | Open Subtitles | "لورا" تحت الأرض أيها العميل "كوبر"، ذلك الشيء الوحيد الذي أوقنه |