| Sanırım yapacak tek bir şey kaldı! | Open Subtitles | حسنًا، أظن أنه تبقى شيء واحد لفعله |
| Yani geriye yapacak tek bir şey kaldı. | Open Subtitles | هذا يعني لقد تبقى شيء واحد لفعله |
| Artık geriye tek bir şey kaldı Paul. | Open Subtitles | تبقى شيء واحد لنفعله, بول. |
| Öyle bir yol izleyerek olayları ilerlettiniz ki bize karşılık olarak yapacak tek bir şey kaldı. | Open Subtitles | انك تدير الاشياء بطريقة تجعل هناك حل واحد متبقى |
| Öyleyse geriye tek bir şey kaldı. | Open Subtitles | بهاي.. اذن هناك حل واحد |
| O zaman geriye söylenecek tek bir şey kaldı. | Open Subtitles | وأعتقد أنه بقي شيء واحد لأقوله |
| Dr. King'i intihara iten birkaç cümlesi bile vardı, ''King, yapabileceğin yalnızca tek bir şey kaldı. | TED | حتى أن الخطاب يبدو أنه يشجع د. ( كينج) على الانتحار قائلا: "بقي شيء واحد فقط لفعله يا (كينج) |
| Senin için yapabileceğim tek bir şey kaldı. | Open Subtitles | بقي شيء واحد أستطيع فعله لك |