| Bu teleskoplardan bir çoğunu alıp dünyanın etrafında çeşitli yerlere koyup sanki dünyanın kendisi bir teleskopmuşçasına sanal bir teleskop oluşturmamız gerekiyor. | Open Subtitles | نحتاج إلى أخذ نسخات عديدة من هذه التلسكوبات ووضعها في أنحاء العالم لخلق تلسكوب افتراضي بحجم الكرة الأرضية بحد ذاتها |
| Bugüne kadar yapılmış zemin tabanlı en güçlü teleskoplardan biridir. | Open Subtitles | يعتبر واحدا من أقوى التلسكوبات . الأرضية التي بنيت على الأطلاق |
| Dünyadaki en büyük optik teleskoplardan biriyle. | Open Subtitles | واحد من أكبر التلسكوبات البصرية في العالم |
| Bu, ilk teleskoplardan biri. | Open Subtitles | فُتحة أكبر بكثير من ثُقب "الكاميرا أو القمرة المُظلمة" هذا أحد أول التلسكوبات |
| Teknolojik icatlar teleskoplardan gelen ham veriler ve matbaanın yeni bilgiyi yayma gücü. | Open Subtitles | الابتكارات التكنولوجية مع البيانات التي جمعتها التليسكوبات و قوة الطباعة التي ساهمت في نشر المعرفة الجديدة |
| Bu, ilk teleskoplardan biri. | Open Subtitles | هذا هو واحد من أول التلسكوبات المستخدمة |
| Evrensel Teleskop uzaydaki ve Dünya'daki en büyük teleskoplardan, en iyi görüntüleri alıyor, ve onları evrenin bütünsel(holistik) bir görünümünü yaratmak için kusursuz biçimde harmanlıyor(örüyor). | TED | يأخذ " التلسكوب العالمي " أفضل الصور من أضخم و أفضل التلسكوبات على الأرض و في الفضاء و يقوم بدمجها و بشكل رائع و دون وجود أثر لهذا الدمج في صور موحدة لينتج تصوراً شاملاً للكون. |
| Aslında demek oluyor ki bunu yapan kişi girilmeden önce yüzlüklerden ve radyo teleskoplardan tüm veriyi kesebilir. | Open Subtitles | {\pos(192,220)} هذا يعني أنه من يدير هذا الأمر يستطيع إعتراض كل المعطيات من مئات التلسكوبات قبل أن تُسجّل. |
| Her alandan bilim insanları ve dünyadaki en güçlü teleskoplardan ikisi burada. | Open Subtitles | إنها تستضيف علماء من مختلف التخصصات و تعتبر موطناً لأثنين من أكبر التليسكوبات على الأرض |