| İnsanları itmesine sebep olan ufak şeyleri de belirtebiliriz. | Open Subtitles | نعم و يمكننا ان نشير لكل الأمور الصغيرة التي تقوم بها و تنفر الناس |
| Sadece ufak şeyleri bildiğimin farkına vardım. | Open Subtitles | أدركت أنني أعلم فقط الأمور الصغيرة |
| Bana Jon'un bu ufak şeyleri bilip bilmediğini sordun. | Open Subtitles | ولقد سألتني إذا كان (جون) يعرف... بشأن الأمور الصغيرة. |
| İşle alakalı olmayan, onay verdiğin ufak şeyleri göster. | Open Subtitles | ضع تزكيتك على أشياء صغيرة لا يكون لها علاقة بالعمل مطلقاً |
| Böyle ufak şeyleri fark ederim. | Open Subtitles | ألاحظ أشياء صغيرة مثل ذلك. |
| Agatha büyük resmi görürdü, Arthur isimleri bilirdi sen ufak tefek parçalar görürdün diğerlerinin kaçırdığı ufak şeyleri. | Open Subtitles | كانت (أجاثا) تحصل على الصورة الكبيرة, آرثر) كان يحصل على الأسماء). أنت كنت ترى فقط أشياء صغيرة, الأشياء الصغيرة الذي لم يستطع الأخرون رؤيتها. |