| Mesih'ten beni düzeltmesini istedim ve O cevap vermeyince Günahımdan arınırım umuduyla sessizliğe sığındım. Ağızda dağılan bir şeker gibi günahım da dağılırdı, ama ağzımda kalan tat, utançtı. | TED | سألت المسيح أن يصلحني، و حين لم يُجب لزمت الصمت على أمل أن تمحى خطيئتي و تُحل عقدة لساني و أن يذوب كما السكر على اللسان، لكن طعم العار كان يظهر لي ببطء. |
| Bugün orada tek hissettiğim şey, utançtı. | Open Subtitles | اليوم هناك.. كلّ ماشعرت به هو العار |
| Ailesinde büyük bir utançtı. | Open Subtitles | ومن العار الكبير على أسرتها. |
| Açlığın dışında... ilk hatırladığım şey utançtı. | Open Subtitles | بالخارج من الجوع اول شئ أتذكره كان عارا |
| Benim ona aşık olmam, onun için bir utançtı. | Open Subtitles | بالنسبة لها، فحبي لها كان عاراً |
| Evimiz için bir utançtı. | Open Subtitles | إنها جلبت العار الى منزلنا |
| Ve tek hissettiğim utançtı. | Open Subtitles | وكل ما شعرت به هو العار. |
| Bana verdiğin tek şey utançtı. | Open Subtitles | -كل ما أعطيتني إياه هو العار |
| Onu öldüren utançtı. | Open Subtitles | لقد كان العار |
| Açlığın dışında... ilk hatırladığım şey utançtı. | Open Subtitles | بالخارج من الجوع اول شئ أتذكره كان عارا |
| - Duruşma bir utançtı. | Open Subtitles | . لقد كانت تلك الجلسة عاراً |