| Bugün hasta ve çaresiz bir adama ateş ettim. | Open Subtitles | أطلقت النار على رجل مريض ويائس اليوم. |
| -Yorgun ve çaresiz bir toplumun... içinde yaşıyoruz. Bu insanlar umutlarını yitirmiş. | Open Subtitles | -نعاني هنا من مجتمع متعب ويائس |
| Minik ve çaresiz bebek penguenler korkuyla dona kalır. | Open Subtitles | يتم تجميد الصغيرة وعاجز البطريق مع الخوف. |
| Diğerlerinin arasından o küçük, öldürücü iblisi tanıyabilmek için bir sanatçı, bir deli, utanç dolu, melankolik ve çaresiz biri olmalısınız. | Open Subtitles | يجب أن تكون فناناً أو مجنوناً، أو غارقاً فى العار والهوس واليأس كى يستطيع أن يميز أكثر الفتيات شيطنة من وسطهن |
| Bu da kendisini değersiz ve çaresiz hissetmesine yol açmış. | Open Subtitles | والذى يقود الى الشعور بأنه لا قيمه له و اليأس |
| Yoksul ve çaresiz kalanların, derileri farklı renkte olanların ve kadınların maruz kaldığı bütün o zulümler. | Open Subtitles | كل الإضطهاد الذي مُورس .. ضد الفقراء والضعفاء لغير أبناء جلدتنا، للنساء .. |
| Zayıf ve çaresiz... | Open Subtitles | ضعيفة و يائسة ... |
| Bekar,umutsuz ve çaresiz. | Open Subtitles | هي مستميتةُ وحيدةُ، ويائس. |
| Zayıf, aptal ve çaresiz birini. | Open Subtitles | شخص يكون غبي, ضعيف , ويائس |
| ve çaresiz. | Open Subtitles | ويائس |
| - Bekar,umutsuz ve çaresiz... | Open Subtitles | - أعزب، مستميت، ويائس... |
| Karmakarışık ve çaresiz bir haldeydim. | Open Subtitles | كنت حائر ويائس |
| Bununla birlikte okuyucularımdan aldığım en yaygın tepki minnettarlıktı, dünya görüşlerini uyuşmuş ve çaresiz bir kaderciden çok daha yapıcı bir şeye değiştirdiğim için minnettarlık duyuyorlar, adeta kahramanlık. | TED | في نفس الوقت، أكثر ردود الشائعة التي حلصت عليها من القُراء هي الإمتنان, الإمتنان لتغيير نظرتهم العالم من مصير خدر وعاجز لشيء أكثر بناء. وحتى بطولي. |
| Beni kelepçeli ve çaresiz bıraktınız. | Open Subtitles | تَركتَني قيّدتُ وعاجز. |
| -Kendimi kötü hissettiriyor. -Küçük ve çaresiz hissediyorum. | Open Subtitles | احس باني طفل صغير وعاجز |
| Hayır, geldim çünkü hayatım boyunca bu kadar yalnız ve çaresiz hissetmemiştim. | Open Subtitles | لا، لا، أتيت لأنّي لم أشعر بهذه الوحدة واليأس في كل حياتي |
| O kadar zor durumda ve çaresiz olan birinin senin için her şeyi yapacağını biliyordun. | Open Subtitles | علمت أنّ شخصاً بتلك القدرة واليأس سيفعل أيّ شئ لك |
| Mutsuz ve çaresiz zamanlarda iyiliğin gücü oldu onlar. | Open Subtitles | حسناً، هي قوة الخير في هذا الوقت من الحزن و اليأس |
| Büyük ihtimalle aç ve çaresiz bir tekne hırsızıydı. | Open Subtitles | ...على الأحري ربما يكون لص قوارب يعاني من الجوع و اليأس - أنت لا تدري هذا - |
| Yoksul ve çaresiz kalanların, derileri farklı renkte olanların ve kadınların maruz kaldığı bütün o zulümler. | Open Subtitles | كل القمع الذى يُمارس ضد الفقراء والضعفاء من النساء ذوات البشره المختلفه |
| Zayıf ve çaresiz... | Open Subtitles | ضعيفة و يائسة |