| Ben güçlü ve çekici bir kadınım Ama asla bilemeyeceksin. | Open Subtitles | أنا امرأةٌ قوية وجذابة مؤخرتها تجذب الكثيرين. لن تعرف أبداً. |
| Ki bu, sanık hakkındaki düşüncelerini etkileyecek çünkü o genç ve çekici bir kadın. | Open Subtitles | وذلك سيؤثر على رأيه بشأن المدعى عليها لأنّها مرأة شابة وجذابة. |
| - Kıskandın çünkü benden hoşlanan akıllı ve çekici bir kız buldum. | Open Subtitles | - نعم ، أنت تغار - لأنني وجدتُ فتاة ذكية وجذابة وهي مُعجبة بي |
| Ben çekici bir erkeğim! Ben sert ve çekici bir erkeğim! | Open Subtitles | أنا رجل قوي أنا رجل قوي سيئ جدا |
| Ben çekici bir erkeğim! Ben sert ve çekici bir erkeğim! | Open Subtitles | أنا رجل قوي أنا رجل قوي سيئ جداً |
| Dergi ve ağır metalden etkilenen Nychos, anatomiye benim de çok sevdiğim dinç ve çekici bir enerji katıyor. | TED | متأثرا بالكتب المصوَرة وموسيقى (هيفي ميتال)، يقوم (نايكوس) بإضافة طاقة شابة وجذابة إلى علم التشريح والتي أُحبها كثيرا. |
| O kesinlikle eğlenceli ve çekici bir kadın. | Open Subtitles | إنها لطيفة وجذابة |
| Catherine zeki ve çekici bir kadın ve gelişen ilişkileri bende merak uyandırıyor. | Open Subtitles | (كاثرين) امرأة ذكية وجذابة وأنا مأسورة بعلاقتهما المتطورة |
| Penny'i seviyorum. Ama genç ve çekici bir kadının benim malı koklaması hoşuma gidiyor. | Open Subtitles | أحب (بيني)، من الجميل فقط أن يكون هناك امراءة شابة وجذابة تحوم حولى |
| Zeki ve çekici bir kadın. | Open Subtitles | إنها ذكية وجذابة |
| O seksi ve çekici bir kız. | Open Subtitles | rlm; إنها مثيرة وجذابة |