| Biz yaşam ve ölümle oynayan aptal iki çocuğuz. | Open Subtitles | نحن أطفال ساذجين. نلعب بالحياة و الموت. |
| çığlıkları ve ölümle yaşam arasındaki çizgiden ibaret okulun içinden koşarak geçtik. | Open Subtitles | ...أصبحنا نستوعب الإزعاج و الصراخ كما قمنا بالهرب من المدرسة من أجل الحياة و الموت |
| Kuşatma asker sayısı ve ölümle başarılı olabilir. | Open Subtitles | بإمكانها النجاح فقط بالأعداد و الموت |
| Bu da bedenimizi zayıflatır, ki bu da zamanla hastalık ve ölümle sonuçlanır. | TED | هذا يجعل أجسادنا تبدأ بالتدهور، مما يؤدي في نهاية المطاف إلى المرض والموت. |
| O banyodan yaşam ve ölümle ilgili cevaplarla çıkmadı. | Open Subtitles | لم تخرج من ذلك الحمام بالأجوبة عن الحياة والموت |
| Gece, ay ışığı ve ölümle çevrelenmişsin. | Open Subtitles | ، منتصف الليل، وضوء القمر . والموت من حولك |
| Hapishane, tımarhane ve ölümle. | Open Subtitles | السجن , مراكز التأهيل و الموت. |
| Kuşatma asker sayısı ve ölümle başarılı olabilir. | Open Subtitles | بإمكانها النجاح فقط بالأعداد و الموت |
| Bay tehlike içindeyken ve ölümle burun burunayken emirleri yerine getirme cesaret ve gücün var mı? | Open Subtitles | سيد كوتن هل لديك الشجاعة والثبات لطاعة الأوامر وتواجه الخطر والموت المؤكد؟ |
| Bay Cotton, tehlike içindeyken ve ölümle burun burunayken emirleri yerine getirme cesaret ve gücün var mı? | Open Subtitles | سيد قطن هل لديك الشجاعة الكافية لسماع وتنفيذ الأوامر وتثبت أمام الخطر والموت الذي يقترب |
| Kraliçeme hakaret ettin, insanlarımı kölelik ve ölümle tehdit ettin! | Open Subtitles | لقد أهنت ملكتى أنت تهدد شعبى بالعبودية والموت |
| Teneffüs etme ya da maruz kalma hâlinde nefes darlığı, mide bulantısı, bilinç kaybı geçici hafıza kaybı, ani nöbetler ve ölümle sonuçlanabilir. | Open Subtitles | ضيق تنفّس، غثيان، عدم الشعور فقدان ذاكرة مؤقت , والموت |
| Dünyanız dehşet, küfür ve ölümle dolu ve ben buna izin vermeyeceğim. | Open Subtitles | لكن عالمكما يطفح بالرعب، والكفر، والموت ولن أسمح بهذا |