| Ve geçebilen o şanssızlardan sadece üçü emekliliğe kadar yaşayabilecek. | Open Subtitles | هؤلاء غير المحظوظين سينجحون ثلاثة منكم سيعيش حتى يصل للتقاعد |
| Galiba birileri ergen cinselliği yaşayabilecek. | Open Subtitles | يبدو أن أحدهم سيعيش حتى يبلغ |
| Artık gerçeği söyledim ve sonuçlarıyla birlikte yaşayabilecek miyim, emin değilim. | Open Subtitles | مُجرّد... أنني قلتُ الحقيقة الآن، لستُ مُتأكدة أنّ بإمكاني العيش مع العواقب. |
| Bununla birlikte yaşayabilecek misin ? | Open Subtitles | هل ستكونين قادرة على العيش مع ذلك؟ |
| Ama bununla yaşayabilecek misiniz? | Open Subtitles | و لكن هل يمكنك التعايش مع الأمر ؟ |
| Ne olduğumu bilip bu gerçekle yaşayabilecek birisi var mı? | Open Subtitles | "أيستطيع أيّ أحد التعايش مع حقيقة ما أكون؟" |
| Şu zirvede 40 gün ve gece yaşayabilecek biri var mı? | Open Subtitles | أيمكن لأحد أن يعيش فى هذه القمه لأربعين يوما و ليله ؟ |
| Ama yaşayabilecek mi bilmiyorum. | Open Subtitles | ولكني لا أعرف أذا كان سيعيش |
| Bununla yaşayabilecek misin? | Open Subtitles | هل تستطيع العيش مع ذلك؟ |
| Bununla yaşayabilecek misin? | Open Subtitles | أيمكنك العيش مع هذا ؟ |
| Bununla yaşayabilecek misin? | Open Subtitles | إذًا، أيُمكنك العيش مع هذا ؟ |
| Bununla yaşayabilecek misin? | Open Subtitles | أستتمكن من العيش مع نفسك؟ |
| Ne olduğumu bilip bu gerçekle yaşayabilecek birisi var mı? | Open Subtitles | "أيستطيع أيّ أحد التعايش مع حقيقة ما أكون؟" |
| - Bununla yaşayabilecek miyim? | Open Subtitles | أجل هل سأتمكن من التعايش مع ذلك؟ |
| Bunun vicdan azabıyla yaşayabilecek misin? | Open Subtitles | أستتمكن من التعايش مع ذلك ؟ |
| Şu zirvede 40 gün ve gece yaşayabilecek biri var mı? | Open Subtitles | أيمكن لأحد أن يعيش فى هذه القمه لأربعين يوما و ليله ؟ |
| Ama kendi kendinize yaşayabilecek kadar kalabalık olduğunuzu sanmıyorum. | Open Subtitles | لكنى لا أظن أنه لا يوجد عدد كاف منكم يعيش فى يُسْر طَوْعاً |