| Beraber çalıştığım şirketler, senede birkaç yeni ürün özelliği çıkarmaya alışmışlardı. | TED | الشركات التي عملت معها، اعتادوا على نشر مميزات المنتج الجديد عدة مرات في السنة. |
| Fakat bu yeni ürün neyin tanıtımı olabilir? | Open Subtitles | لكن ماهذا المنتج الجديد الذي يبرر مثل هذه المجزرة؟ |
| Daha önce bahsettiğim yeni ürün vardı ya onun için, gelecek hafta onay çıkacağını söyledi bana. | Open Subtitles | قال لي سوف المصادر موافقة على المنتج الجديد الأسبوع المقبل. |
| yeni ürün tanıtımıymış, haydi oradan. | Open Subtitles | بدء الإنتاج |
| Otomasyon bizim zamanımızı boş bırakırken yeni ürün, fikir bulabilir veya zamanımızı alan ve tüketime teşvik eden, dikkatimizi çeken yeni hizmetler keşfetmek gibi yapabileceğimiz şeylerin kapsamını arttırır. | TED | بما أن التشغيل الآلي حرّر عصرنا، وزاد من نطاق ما هو ممكن، قُمنا باختراع منتجات جديدة وأفكار جديدة وخدمات جديدة تستحوذ على انتباهنا، وملء وقتنا وتحفيز الاستهلاك. |
| Conrad'la nefis bir yeni ürün geliştirdik. | Open Subtitles | حسنا لأنني و (كونراد) لدينا منتج جديد نحن حقاً فخورون به |
| Bana, yeni ürün için kobaylık ederek yardım ediyorsun. | Open Subtitles | أنت تساعدني عن طريق أخذ دور خنازير غينيا فى التجارب لمنتج جديد |
| yeni ürün Lookinglass'ın ihtiyacı olan ürün mü olacak? | Open Subtitles | هل سيكون هذا المنتج الجديد ما يبحث عنه تقنيــات الرؤية عبــر الزجـُـاج |
| Kimi zaman da, yeni ürün mevcut ürünlerden daha başarılıdır. Ve bu yüzden insanlar daha başarılı olan ürüne geçer. Biz de bu yeni ürünün yarattığı fark ve etki için para öderiz. | TED | في حالات أخرى، المنتج الجديد أفضل من المنتجات القديمة وهكذا يتم تبديل الشخص إلى منتج أفضل، ونحن ندفع للأثر، للفرق الذي يصنعه المنتج الجديد. |
| yeni ürün tanıtımıymış, haydi oradan. | Open Subtitles | بدء الإنتاج |
| Benimle içeride kapalı kalanların yüzde 95'i öncesinde dışarıda uyuşturucu tüccarlarıydı, ama yaptıklarından bahsettikleri zaman, farklı bir jargonla konuşurlardı, ama konuştukları mesleki fikirler Wharton'da yüksek lisansın ilk yılında duyacaklarınızdan farklı değildi: eşantiyonlar, ilk defa satın alan müşteriden para almamak, yeni ürün piyasaya sürüleceğinde odak grup toplantıları, bölgesel açılım. | TED | الآن، 95% من الرجال الذين كانوا مسجونين معي كانوا تجّار مخدّرات في الخارج، ولكن عندما تحدّثوا عما فعلوه، تكلّموا عنه بمصطلحات مختلفة، لكن مفهوم الأعمال التي تحدّثوا عنها كانت لا تختلف عن تلك التي قد تتعلّمها في العام الأول بدروس ماجستير إدارة الأعمال بجامعة وارتون: الحوافز الترويجيّة، عدم أخذ المال من المستخدم لأول مرة، إطلاق منتجات جديدة متركّزة على فئة معيّنة، التّوسع الاقليمي. |
| Paul Sullivan yeni ürün geliştirmenin başı. | Open Subtitles | إن (بول سوليفان) هو المسؤول . عن تطوير منتج جديد |
| Bana, yeni ürün için kobaylık ederek yardım ediyorsun. | Open Subtitles | أنت تساعدني عن طريق أخذ دور خنازير غينيا فى التجارب لمنتج جديد. |