| Sana bunu vermek istemiştim, daha sonra bir yerlere gidersiniz, diye. | Open Subtitles | أردت أن أعطيك هذا لتستطيع الخروج إلى مكان آخر بعد ذلك |
| Şunu anla! Giyinmiş şekilde bir yerlere gitmek için bekliyorum | Open Subtitles | خذي هذا.فقط انظري إليّ مرتدية ملابسي لأذهب إلي مكان ما |
| Ama görüyorsun, o çantasını hazırlayıp bir yerlere gitmeye hazırlanıyor. | Open Subtitles | لَكنَّك تَرى، انها تَحْزمُ حقائبَها وتستعدُّ للذِهاب الى مكان ما. |
| Eninde sonunda zorlu ve tehlikeli yerlere varıyorsunuz, maalesef slaytlar bunun hakkını vermiyor. | TED | لتصل في نهاية المطاف إلى أماكن حيث هائلة الخطورة للأسف المنزلقات ليست عادلة. |
| Bu aslında astronot olmak gibi birşeydi çünkü biz kimsenin daha önceden görmediği şeyleri görür ya da gidip görmediği yerlere giderdik. | TED | كأنّنا كنّا رائدي فضاء، لأنّنا تمكّننا من الذهاب إلى أماكن و رؤية أمور لم يسبق لأحد رؤيتها أو الذّهاب إليها من قبل. |
| Bıraktığımız yerlere geri dönüp, onu asla aynı şekilde bulamayız. | TED | لا يمكن أن نعود لمكان ما ونجده تماما كما تركناه. |
| Bilemiyorum, belki de kızlar okul çıkışı bir yerlere gitmiştir. | Open Subtitles | لا أعلم, ربما ذهبت الفتاتان إلى مكانٍ ما بعد المدرسة |
| Şimdilik bildiğimiz tek şey, çoktan bir yerlere patlayıcı yerleştirdiği. | Open Subtitles | حسب ما نعرفه، لابد أن تكون قد جهّزت مكان للتفجير |
| Eğer bir yerlere gittiyse, şu Chuck arkadaşını görmeye gitmiştir. | Open Subtitles | لو أنه في أي مكان فهو سيذهب لذلك الرجل تشاك |
| Tabii eğer bir yerlere sakladığın kötü şeyler yoksa, porno veya sigara gibi. | Open Subtitles | مالم تخفي أية أشياء سيئة في مكان ما، مثل أشياء الدعارة أو السجائر؟ |
| Bizimle yolculuk edecek misiniz, yoksa sizi bir yerlere atayım mı? | Open Subtitles | إذاً ستبق معى طوال الرحلة أم سأوصلك إلى مكان ما ؟ |
| Her şey bir yerlere gider, ve ben de her yere girerim. | Open Subtitles | كل شيء يذهب إلى مكان ما و أنا أذهب إلى كل مكان |
| Eğer sen suçluysan, Kanıtları başka bir yerlere nasıl çektin? | Open Subtitles | اذا كنت انت المذنب لماذا كل دليل في مكان اخر؟ |
| Onu kısa süreliğine de olsa bir yerlere götürmemin tedavisine yardımı dokunacaktır. | Open Subtitles | وربما اذا اخذتها الى الان الى مكان اخر ربما يساعد على شفائها |
| Seni öldürseydim cesedi bahçeye ya da bir yerlere gömmem gerekirdi. | Open Subtitles | لو قتلك كان يجب أن أدفنك.. في الحديقه أو مكان اخر |
| - ...bir yerlere gitmek istemekte kötü olan ne var? | Open Subtitles | في أن أذهب إلى أماكن بعيدة حيث تتحرك الحياة بجديّة؟ |
| Yani rüzgarın yağmurla buluştuğu ve yeni bitkilerin yeşerdiği yerlere. | Open Subtitles | أماكن حيث تقابل الرياح المطر و يبدأ النبت في النمو. |
| Beni bir yerlere goturup, bir seyler gostermek istedigini soyledi. | Open Subtitles | قال إنه يريد أن يأخذني إلى أماكن وأن يريني أشياءاً |
| Sen yarın onları bir yerlere götürür müsün diye soracaktım. | Open Subtitles | وأتساءل عما إذا كان بإستطاعتك اخذهم للخارج لمكان ما غداً |
| Bir yerlere gitmek istemiştin. | Open Subtitles | لطالما أردتِ الذهاب بعيداً عن هذا المكان. والآن نستطيع الذهاب إلى أي مكانٍ تريدين. |
| Yün çilesi daha iyidir, bu yumaklar sürekli yuvarlanıp garip yerlere giderler. | Open Subtitles | هذه هى مشكلة الكرات عن شلالات الغزل انها تتدحرج فى اماكن صعبة. |
| Eğer bir şey kullanıyorsa, onu bir yerlere saklamış olmalı. | Open Subtitles | رأيت أن إن كان هناك شئ فهو مخبأ بمكان ما |
| Peki, peki. Birkaç ayarlamayla onları da bir yerlere sığdırabilirim. | Open Subtitles | حسناً، حسناً، قد أجد لهما مكاناً إذا أعدت ترتيب المقاعد |
| Ve bu projenin başında insanların gezegende etki ettikleri yerlere odaklanmak için bu muhteşem teknolojiyi kullanmaya karar verdim. | TED | وقررت في بداية هذا المشروع أنني سأستخدم هذه التكنولوجيا الفائقة للتركيز على الأماكن التي يتأثر بها الناس نحو الكوكب. |
| Eğer bir kadını işe alırlarsa, yerlere tüküremeyeceğiz. | Open Subtitles | لو عيّنوا امرأة لن نتمكن من البصق على الأرضية |
| Ama sıcak yerlere gitmeyi sevdiğini böylece kısa şortlarını giymeyi sevdiğini sanıyordum. | Open Subtitles | لكني اعتقدت انك تحب الذهاب الى الاماكن الحاره حيث يمكنك ارتداء شورتاتك |
| Merak ediyorum, bu gece sadece ikimiz dışarıda bir yerlere çıkabilir miyiz? | Open Subtitles | كنت أتساءل ربما نستطيع الخروج لمكانٍ ما معاً فقط نحن الاثنتان الليلة؟ |
| Böcekler kulak içi gibi yerlere konsantre olmuşlar, buralardaki deriyi delip, yemeklerini emebiliyorlar. | Open Subtitles | تركز الحشرات على مناطق مثل داخل الأذن حيث يمكنهم ثقب الجلد وامتصاص وجبتهم |
| Tropik bir yerlere gitmeye ihtiyacım var. Tahiti. Bunu yazıyor musun? | Open Subtitles | أود الذهاب لإحدى المناطق الحارة تاهيتى مثلا، هل تدون هذا ؟ |
| Bu yüzden iğnelerini, termometrelerini ve kateterlerini alıp, güneş görmeyen yerlere sok. | Open Subtitles | إذن فخذ مخاوفك وأدواتك وقسطرتك وثبًتهم حيثما لا تشرق الشمس |
| Kamptan ayrılmadan evvel sana veda etmek için... hep takıldığın yerlere baktım ama bulamadım. | Open Subtitles | كل ما أريد قوله هو أنني تفحصت المواقع المعتادة لأنني أردت أن أودعك قبل مغادرة المعسكر فربما تلقين حتفك |