| Abdurrahman Halis Kerküki Hazretleri burada olmasa, yetimlere kim bakacak? | Open Subtitles | لو لم يكن عبدالرحمن حارس هنا من سيرعى الأيتام والأرامل؟ |
| ... kadınlara kötü davranmamayı... - ...yetimlere bakmayı emrediyor. | Open Subtitles | و أن نحمى النساء من سوء المعاملة و أن نأوى الأيتام |
| Dünyanın her köşesinden sizlere benzeyen yetimlere katılın her ırktan, her mezhepten ve her renkten. | Open Subtitles | ها أنتم تنضمون إلى الأيتام ،من كل ركن من أركان العالم من كل عرق، وعقيدة ولون. |
| Dul ve yetimlere yardım etmeyi kesinlikle istiyorsun değil mi? | Open Subtitles | بالتأكيد توافقين على مساعدة الأرامل و اليتامى |
| O parayla... parklara gidip gezebilmeleri için... yetimlere büyük bir otobüs satın alacağım. | Open Subtitles | وبها، سأشتري لليتامى حافلة كبيرة ليذهبوا في رحلات ميدانية للحدائق وأماكن كهذه |
| Güreşi sevmediğini biliyorum... ama bütün paramı yetimlere bırakıyorum. | Open Subtitles | أعلمُ أنكِ لاتحبين المصارعة لكن إعلمي أنني سأدع كلّ أموالي للأيتام |
| Kore'nin bağımsızlığından sonra Bates adında Amerikalı bir misyoner savaş sırasında yetimlere baktı burada. | Open Subtitles | بعد استقلال كوريا مبشرة أميركيّة إسمها بيتس ربّت أيتام هنا خلال الحرب |
| Seyircilerime her şeyimi veriyorum, tıpkı bu yetimlere verdiğim gibi. | Open Subtitles | أنا أهب وأقدم العطاء لجمهوري كما أهب وأقدم العطاء لهؤلاء الأيتام. |
| Paranın dul ve yetimlere gittiğinden emin ol. | Open Subtitles | تأكد أن يذهب المال للأرامل و الأيتام |
| Romanyadaki yetimlere.. | Open Subtitles | ... وكان هناك هذه القطعة على هؤلاء الأيتام في رومانيا... |
| İyilik yapmakla alakası bile yok. Kimse yetimlere yardım etmiyor ama senin yaptığın... | Open Subtitles | لا أحد هنا يساعد الأيتام ، لكن هذا |
| Bugün satılacak her karidesin %10'u dul ve yetimlere gidecek. | Open Subtitles | 10%من كل طلبية شراء في عربة الجمبري اليوم سيخصص إلى أولئك الآرامل و الأيتام حسناً. |
| yetimlere verilen 25 koltuk. Tamam. | Open Subtitles | أعطيت 25 مقعد إلى الأيتام... |
| "Hahamlara, yetimlere ve... | Open Subtitles | إنه جنه للحاخامات و اليتامى |
| Efendi sarhoş olursa, at kadar güçIü oluyor ve sonra da benim gibi savunmasız yetimlere saldırıyor. | Open Subtitles | عندما يثمل السادة فإنهم يصبحون أقوياء كالخيول ومن ثم يقومون بالتعرض لليتامى والضعفاء أمثالى |
| yetimlere medikal destek sağlayan bir hayır toplantısında tanıştık. | Open Subtitles | التقينا في إحدى الحفلات الخيرية التي توفر العناية الصحية لليتامى. |
| Noel'de yetimlere yemek dağıtıyor- | Open Subtitles | و يقوم بتوصيل الطعام للأيتام الجياع في أعياد الميلاد |
| O izin günlerinde yetimlere ingilizce öğretiyor. | Open Subtitles | يُعلم اللغة الأنجليزية للأيتام خلال إجازاته. |
| Dünyanın dört bir yanından gelen yetimlere katılıyorsunuz: | Open Subtitles | هنا يأتيكم أيتام من كل مكان بالعالم، |
| -1988'de Bobby Fine piyano barını satıp kendini Nikaragua'daki yetimlere adayacağını açıklamıştı. | Open Subtitles | في عام 1988، أعلن (بوبي) أنه سيبيع البيانو خاصته، وأنه سيتطوع مع أيتام (نيكاراغوا) |