| Zavallı çocuk sadece bir çıkış rolü arıyormuş ama işleri hep sarpa sarmış. | Open Subtitles | كان الفتى المسكين يحاول القبض عليه وبدلاً من ذلك داس على براز الكلب |
| Zavallı çocuk, sadece bir piyonmuş. Niye yaptığını bile bilmiyormuş | Open Subtitles | الفتى المسكين كان مجرد بيدق وليس لديه فكرة عمّا تورّط به |
| Ve Zavallı çocuk sadece bize baktı kafası çok daha fazla karışmıştı, | Open Subtitles | و ذلك الطفل المسكين كان يتطلع إلينا فقط و يحتار أكثر فأكثر |
| Zavallı çocuk dört yıldır adımını dışarı atmadığını söylüyor. | Open Subtitles | إنه فتى مسكين ويقول بأنه لم يخرج من غرفته لأربعة سنوات |
| Zavallı çocuk, yolculuğun sarsıntısını hâlâ üzerinden atamadı. | Open Subtitles | أنه لازال ينتفض من اثار الرحلة, ولد مسكين |
| Zavallı çocuk. Annesinin dönmesi onun için iyi olacak. | Open Subtitles | طفل مسكين ، عودة أمه ستكون شيئاً جيداً بالنسبة له |
| Gerçi, bu Zavallı çocuk, salı olmadan ne yapacak bilmiyorum. | Open Subtitles | برغم أنني لا أعرف ماذا سيفعل هذا الولد المسكين بدون طوفه |
| Zavallı çocuk nerdeyse hep ayaktaydı. | Open Subtitles | صحيح، جورج لكن الطفلة المسكينة |
| - Tekrar kuyruğa giremem, Zavallı çocuk yarım saattir burada. | Open Subtitles | سوف لن أبدل ثانية الصبي المسكين هنا منذ نصف ساعة |
| Bir çocuk hariç, Zavallı çocuk benden korkardı. | Open Subtitles | ماعدا واحد فقط , ذلك الفتى المسكين كان يخاف منى |
| Zavallı çocuk, benim için üzülmüyor musun? | Open Subtitles | الفتى المسكين , الفتى المسكين الا تشعر بسوء علي؟ |
| Zavallı çocuk , buhar makinesiyle vuruşyor. | Open Subtitles | الفتى المسكين كان يمارس الجنس مع حافظة الملفات ليُطلق منيّه |
| Zavallı çocuk etrafta tedirgin kovboy gibi dolanıyor. | Open Subtitles | الفتى المسكين , يتمشّى بالجوار كراعي بقر قلق |
| - Bu Zavallı çocuk. - Bu Birlikle bizde gidiyoruz. | Open Subtitles | ـ أيها الطفل المسكين ـ نحن ذاهبون مع الجنود |
| Dilerim bu Zavallı çocuk için güzel bir isim düşünürsünüz. | Open Subtitles | أتمنى لكم جميعا سيتخذ قرارا بشأن اسم واحد لهذا الطفل المسكين. |
| Zavallı çocuk. Otobüs bileti için al sana biraz para. | Open Subtitles | فتى مسكين هاك بعض النقود من أجل أجرة الحافلة |
| Zavallı çocuk hayatı boyunca yeteneği yüzünden dışlanmış. | Open Subtitles | ولد مسكين.. منبوذ طوال حياته من الاخرين بسبب قدرتة |
| Zavallı çocuk. Bir-seksen, toparlan! Ve bu son dakika skoruyla, | Open Subtitles | طفل مسكين مع هذا الهدف في الدقيقة الاخيرة |
| İşte hepsi bu yüzden. Christopher senin yaptıklarından muzdarip. Zavallı çocuk. | Open Subtitles | ذلك كل شيء , أنت ِ تريدين أن تجعلي كرستوفر يعاني , الولد المسكين |
| Zavallı çocuk zaten yeterince şey yaşamadı mı? | Open Subtitles | لقد مرت الطفلة المسكينة بما يكفي |
| Zavallı çocuk, onun için çok kötü olmalı. | Open Subtitles | يا لذلك الصبي المسكين لا بدّ أنه عانى الأمرّين من جراء كل هذا |
| Zavallı çocuk. | Open Subtitles | آه، أنت طفل فقير. |
| Evet, gördüm. Zavallı çocuk. | Open Subtitles | أوه، نعم ,لقد رايتها طفلة مسكينة. |
| Zavallı çocuk buraya bindiğinden beri uyuyor. | Open Subtitles | الشاب المسكين خلد للنوم فور جلوسنا هنا تقريباً |
| Zavallı çocuk araba çarpmış gibi görünüyordu. | Open Subtitles | الفتاة المسكينة بدت وكأنها كانت بحادث سيارة. |
| O Zavallı çocuk da alfabeyi okuyamuyordu. | Open Subtitles | الرجل المسكين ، لم يتمكن أيضاً من الكتابة بشكل صحيح |
| Üzgünüm, o kör. Zavallı çocuk. | Open Subtitles | آسف، هو أعمى الطفل الفقير |
| Zavallı çocuk... Bütün gün ya helikoptere ya da domates sosuna baktı zaten. | Open Subtitles | ذلك المسكين لطوال اليوم وهو يراقب المروحيات وصلصة الطماطم |