| Bu kokuyu başka yerde de aldım yakın zamanda. zayıf ama kesinlikle şüphe bırakmayacak miktarda. | Open Subtitles | لقد شممته أيضاً بمكانٍ آخر مؤخراً بشكل ضعيف لكن ملحوظ |
| Görüş yetenekleri zayıf ama yine de kurdun dikkatlice adım atması gerek. | Open Subtitles | إن بصره ضعيف لكن لا يزال على الذئب السير بحذر |
| Bağlantı var. Çok zayıf ama var. | Open Subtitles | انتظر لدي خط , ضعيف لكن موجود |
| zayıf ama onlar direkt ileride bir yerlerdeler. | Open Subtitles | إنها ضعيفة ، لكنهم أمامنا مُباشرة |
| zayıf ama olumlu. | Open Subtitles | إنها ضعيفة |
| zayıf ama kararlı. | Open Subtitles | ضعيف لكن مستقر |
| zayıf ama sabit. | Open Subtitles | ضعيف لكن ثابت |