| Ailesi ve ortağı tarafından terk edilmiş, küçük zengin çocuk. | Open Subtitles | الفتى الغني الذي تم نبذه من عائلته وشريكته |
| Ne kadar çabuk zengin çocuk damaralarını açıp mavi kanında yıkanmak istediklerini gösterdiler. | Open Subtitles | أظهروا مدى سرعة أنهم يريدون فتح أوردة الفتى الغني ويستحمون بها |
| Ah, üzgünüm, zengin çocuk. Televizyonum haberleri göstermiyor. | Open Subtitles | المعذرة أيها الولد الغني تلفزيوني لا يلتقط الأخبار |
| zengin çocuk, şu ırkçı götveren. | Open Subtitles | الولد الغني ، الأحمق المتخلف. |
| Bu sanki güneş gözlüğü çalıp yakalanan zengin çocuk gibi. | Open Subtitles | ـ أظنها أرادتك منك أن تجدي ذلك ـ الأمر مثل الطفل الغني الذي يسرق نظارات شمسية ويُقبَض عليه |
| İlginç. zengin çocuk bunları fazladan para koparmak için yapıyor. | Open Subtitles | غريبة، فتى غني يفعل كل هذا لأجل نقود إضافية |
| Hakkını vermeliyim zengin çocuk. | Open Subtitles | يجب علي أن أعترف لك بهذا أيها الفتى الثري |
| O uçak kazasında ölen zengin çocuk benim. | Open Subtitles | أنا الفتى الغني الذي مات في تحطم طائرة. |
| Hey, zengin çocuk! | Open Subtitles | ! أيها الفتى الغني |
| Ailen bir piknikte, zengin çocuk! | Open Subtitles | نزهة عائلتك أيها الولد الغني |
| Küçük zengin çocuk dilini yuttu! | Open Subtitles | الولد الغني ضاع في الغابه |
| Deş yaramı, zengin çocuk! | Open Subtitles | عضني ايها الولد الغني |
| Zavallı, küçük, zengin çocuk! | Open Subtitles | الولد الغني الفقير الصغير |
| Senin zengin çocuk yetimhanende, ...tam olarak ne oldu bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعلم بالضبط الذي حدث لكِ مع.. ؟ هذا الطفل الغني من دار الأيتام |
| Ben gelip onların ödedikleri olağanüstü eğitimi açıklayana kadar ailesinin mirasında boğulan zavallı zengin çocuk. | Open Subtitles | فتى غني مسكين يختنق بملعقة الفضه تلك التي تركها أمه و أبوه في فمه الى ان اتيت و أعطيت معنى |
| Sekizinci sınıfta hoşlandığım zengin çocuk. Zengin derken, ailesinin akne ilacı alacak kadar parası vardı. | Open Subtitles | إنّه الفتى الثري الذي كنت أوعده بالصّف الثاني متوسّط، وبثريّ أعني يُمكنه تحمل قيمة دواء الأكن. |