| Herhalde yardımcı eleman almak zorunda kalacaksınız? | Open Subtitles | سيكون عليك أن تستأجر مساعداً على ما أعتقد |
| Eğer aklı başına gelmezse, bir şeyler yapmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | إذا لم يأتي معنا سيكون عليك فعل شيء |
| Hemen yola çıkmazsak, taksiyi paylaşmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | أذا لم نقلع قريباَ، اعتقد أنك ستضطر إلي مشاركة خدمات أجرتي |
| Size bir tavuk getirebilirim, ama köye inmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | أستطيع إحضار دجاجة لكم, ولكن سيتوجب عليكم الذهاب إلى القرية |
| Sanırım, Rayna'yla albüm yapmak zorunda kalacaksınız, değil mi? | Open Subtitles | اعتقد بأنك و راينا سيتحتم عليكم عمل البوم كامل معاً, صحيح؟ |
| Eninde sonunda bu davadan vazgeçmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | سيكون عليكم الانتقال للقضية التالية مباشرة |
| Allah'ın lutfu ile, sürgün ettiğiniz kişileri dinlemek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | و بإحتلالكم المستمر لبلاد المسلمين و بعون الله |
| Yani siz hafta sonunu bekâr olarak geçirmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | سوف تضطرون يا رفاق للتعامل مع عطلة نهاية اسبوع العزوبية |
| ...bu yüzden sen ve gözlüklerin oturmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | لذا أنت ونظارتك سيكون عليكما الجلوس |
| Beni bağlamak zorunda kalacaksınız. Daha aşağıya ulaşmalıyım. | Open Subtitles | ستضطرون إلى ربطي بحبل يجب أن أنزل أكثر |
| Daha sonra Itachi-san'a özür dilemek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | سيكون عليك الاعتذار لإيتاشي لاحقاً |
| Aslında, bunu kendiniz yapmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | بالواقع سيكون عليك ان تحضر ذلك بنفسك |
| Ve bunu ona vermek zorunda kalacaksınız. Hey. Hey. | Open Subtitles | و سيكون عليك إعطائه له. هل أرسّلت رسالة للسفينة "جايمس"؟ |
| Vicdanlarınızı rahatlatmak için başka bir yol bulmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | ستضطر إلى إسكات ضميرك بطريقة أخرى |
| Yoksa başka bir iş aramak zorunda kalacaksınız! | Open Subtitles | و إلا ستضطر للبحث عن وظيفهأخرى. وظيفهأخرى! |
| Sadece üç tane hanımefendi olduğuna göre, hepiniz cazibelerinizi adilane bir şekilde dağıtmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | ستضطر السيدات إلى توزيع ظرافة رفقتهن |
| Böyle gelmeye devam ederseniz salon ücreti ödemek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | إذا واصلتم القدوم إلى هنا سيتوجب عليكم دفع رسوم الصالة. |
| Hatta belki de çocuklarınızla bile vakit geçirmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | حتى أنه سيتوجب عليكم قضاء بعض الوقت مع أطفالكم |
| Zehirlemekten daha iyisini yapmak zorunda kalacaksınız. Öyle kolay ölmeyeceğiz. | Open Subtitles | سيتوجب عليكم المحاولة بشيءٍ أعظم من السمّ . فلن نموت بسهولة |
| Dinleyin, çocuklar bildiğiniz gibi evimde alkola izin vermiyorum bu yüzden onun yerine sake içmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | أنصتوا تعلمون يـا رفـاق لا أسمح بالكحول في منزلـي سيتحتم عليكم شرب خمـر "السـاكي" بدلا من ذلك |
| İnsan öldürmek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | سيتحتم عليكم قتل بشر آخريين |
| Önünüzdeki köşenin oralardaki kamerayla ilgili sorun var. Ce-e oynamak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | نحن نعاني مشاكل مع الكاميرا عند الزاوية المقبلة، سيكون عليكم أن تلعبوا الغميضة. |
| Yoksa benim şarkılarımı dinlemek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | و إلا سيكون عليكم الإستماع إلي غنائي |
| Allah'ın lutfu ile, sürgün ettiğiniz kişileri dinlemek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | و بإحتلالكم المستمر لبلاد المسلمين و بعون الله |
| Çok yakında sen, sen, sen ve sen bir karar vermek zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | وفى القريب العاجل سوف تضطرون لاتخاذ قرار |
| O zaman, ayrı ayrı form doldurmak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | حسنا، سيكون عليكما ملئ استمارات منفصلة |
| Sanırım gelip beni almak zorunda kalacaksınız. | Open Subtitles | أعتقد أنكم ستضطرون للمجيء لإنقاذي |