| Daha çok kiracı daha çok para demek. Bu sayede belki çift vardiya yapmak zorunda kalmam ve çocuklarımı arada bir görebilirim. | Open Subtitles | مزيد من المستأجرين يعني مزيداً من المال وربما حينها لا أضطرّ للعمل وقتاً إضافيّاً |
| Kendimi laboratuvara tıkıp kendi sesimden başka kimsenin sesini dinlemek zorunda kalmam. | Open Subtitles | "بوسعي أن أغلق المختبر على نفسي ولا أضطرّ إلى سماع صوت شخصٍ آخر عداي" |
| İkili seviyede bunu yapmak gerçekten ama gerçekten zor. ama bu benzerlikleri görsel soyutlamaya çevirirsek, ham veriler arasında dolanmak zorunda kalmam. | TED | من الصعب القيام بذلك بشكلها الثنائي، لكن إن حولنا تلك التشابهات إلى تجريد بصري، لن يكون علي حتى أن أدقق بالبيانات الخام. |
| - Eğer harçlığımı artırırsan, pizza almak için pazarlık yapmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | لن أضطر إلى المساومة في المحل بحيث أستطيع أن أشتري لفافات البيتزا |
| Eğer şanslıysam vurulurum ve Annemlere görünmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | ربما إن حالفني الحظ، سأصاب بطلق ناري لكي لا اضطر لرؤية والدتّي |
| En iyisi ayrılalım, böylece 15 kilometre yürümek zorunda kalmam. | Open Subtitles | لمَ لا نفترق لكي لا أضطر لأمشي 10 أميالٍ هنا |
| Müvekkilin yalancı tanıklık etmeyi bırakırsa zorunda kalmam. | Open Subtitles | إن لم يحلف عمِيلُكِ كذباً الآن، لأن أضطر لذلك. |
| Böylece akşam yemeğine para vermek zorunda kalmam. | Open Subtitles | طالما لن أضطرّ لدفع ثمن العشاء |
| Umarım senden önce ölürüm de yeniden bu şeye katlanmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | قبلك حتّى لا أضطرّ إلى خوض هذا مُجدّدا |
| Bunu yakacağım. Böylelikle üzerinde düşünmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | سأحرق هذه وهكذا لن أضطرّ للتفكير بها |
| Whistler istediğimizi verirse, belki yapmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | إن أعطانا (ويسلر) ما نريد فلربما لن أضطرّ لذلك |
| Umarım sizi kovmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | آمل ألاّ أضطرّ لطردك. |
| Belki satışları arttırırsam kimseyi kovmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | ربما لو استطعت رفع العائدات لن يكون علي ان اطرد احدهم |
| O yüzden öğle vakti bu azmış, berbat bahşiş veren erkekler için kıyafetlerimi çıkarmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | بحيث لا يكون علي ان اخلع ملابسي عند الغداء من اجل اولائك الرجال المحبين للجنس الذين يعطون اكراميات قليلة |
| Umarım hava çabuk düzelir de bu saçma şeyleri görmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | آمل أن يستوي الجو قريبا حتى لا يكون علي رؤية كل هذه الأشياء السخيفة و يمكنني المغادرة |
| O zaman senin aptal sorularını cevaplamak zorunda kalmam. | Open Subtitles | إذاً لن أضطر أن أجيب المزيد من أسئلتك البلهاء |
| Geç kaldığını bilmezsem de geç kağıdı vermek zorunda kalmam. | Open Subtitles | اذا لم أعرف بإنك متأخرة لن أضطر بأن اعطيك عقاب التأخر |
| Ayrıca üç yıl boyunca ödeme yapmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | و لن أضطر لسداد المبلغ لثلاث سنوات قادمة |
| Umarım seninle de mücadele etmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | اتمنى ان لا اضطر لمحاربتك انت ايضا |
| Böylece seni buralarda görmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | حتى لا اضطر لرؤيتك هنا مجدداً |
| Ya da daha iyisi, onu yatak odasında ye böylece kimse seni görmez böylece bir tane daha yapmak zorunda kalmam, tamam mı? | Open Subtitles | أو من الأحسن أن تأكلها في غرفة النوم كي لا يراك أحد حتى لا أضطر لصنع واحدة أخرى |
| Umuyorum ki gitmek zorunda kalmam. | Open Subtitles | .. حسناً ، أنا . أتمنى أن لا أضطر لفعل هذا |
| - Sessiz bağırırsanız açmak zorunda kalmam. | Open Subtitles | بلى، تحدثا بهدوء ولن أضطر لذلك |