| Pardon, ne var mı? | Open Subtitles | آسِف , أيُّ ماذا ؟ |
| Pardon, çok affedersiniz. | Open Subtitles | المعذره، أنا آسِف |
| Affedersin. Üzgünüm. | Open Subtitles | اعذُريني، آسِف |
| Affedersin. | Open Subtitles | آسِف |
| Dün geceki davranışımdan ötürü özür dilerim. Maalesef içkiyi fazla kaçırdım. | Open Subtitles | آسِف بشأن تصرّفي ليلة أمس أخشى بأن كان لديّ الكثير لأشربه |
| Ona Üzgün olduğumu söylerdim bu kadar berbat birisine dönüştüğüm için. | Open Subtitles | و كُنتُ سأُخبرها أني آسِف لأني تحولتُ إلى شخصٍ سيء هكذا |
| Hey, O'Reily, kız arkadaşına çok üzüldüm. | Open Subtitles | أورايلي، آسِف لِما سَمِعتُهُ عَن صَديقَتِك |
| Kusura bakma, orada yanında olmalıydım. | Open Subtitles | أنا آسِف. كان يجب أن أكون هُناك بجانبِك. |
| - Pardon, ne ne olurmuş? | Open Subtitles | أنا آسِف. أيُمكن... |
| - Evet, Pardon. | Open Subtitles | أجل، آسِف |
| Pardon! | Open Subtitles | تحرك آسِف |
| Pardon. | Open Subtitles | آسِف. |
| Affedersin. | Open Subtitles | أنا آسِف. |
| Affedersin. | Open Subtitles | آسِف |
| - Affedersin. | Open Subtitles | أنا آسِف ! (أنت يا (داغ |
| Yaptığım bütün saçmalıklardan sonra sürekli özür dileyip durduğumu biliyorum. | Open Subtitles | أعرفُ أني دائماً أقول أني آسِف عن كُل ذلكَ الهُراء الذي أنجّرُ فيه |
| özür dilerim dedim ya. | Open Subtitles | بعد أن قلت بأنّني آسِف. رجاءاً ولكن، رجاءاً يا رجل لا تفعل ذلك. |
| özür dilerim baya, öylece içeriye giremezsiniz. | Open Subtitles | أنا آسِف يا سيّدتي لا يُمكِنُكِ الدّخول فحسب |
| Sana, yeni bir... tünel kazdığımı söylemediğim için, benimle beraber gel demediğim için Üzgün olduğumu söyledim. | Open Subtitles | قُلتُ أني آسِف لأني لَم أُخبِركَ أني أحفُرُ نَفَقاً جَديداً لأني لَم أطلُب مِنكَ أن تَهرُب مَعي |
| Üzgün olduğumu söyleyin. | Open Subtitles | و أخبرهُم أننى آسِف. |
| Bunu duyduğuma üzüldüm. | Open Subtitles | أنَا آسِف لسَماع ذَلِك |
| Bunu duyduğuma üzüldüm. | Open Subtitles | آسِف لسمَاع ذلك. |
| Sorduğum için kusuruma bakma: | Open Subtitles | آسِف عليَ أن أسأَل: |