| Ama kendi gözümle görmem daha kesin hareket etmemi sağlıyor. | Open Subtitles | بل رؤية مثل هذه الأشياء بعيني تجعلني أتصرف بتأكد أكبر |
| Az önce heyecanlandım heyecanlanınca da tuhaf davrandım ama beni bir dinle. | Open Subtitles | لقد أنفعلتُ للتو ،عندما أنفعل .أتصرف بغرابة قليلاً .لذا، أسمعني للحظة وحسب |
| Tuhaf davranıyordum ve senden bir şeyler gizliyordum. Ama gerçekten üzgünüm. | Open Subtitles | أنا أعرف أنني كنت أتصرف بغرابة وكنت أخفي عنك بعض الأشياء. |
| Belki bu yüzden yaramazlık yapıyorum çünkü, annem ve babam bana kızarsa birbirleriyle kavga edemezler. | Open Subtitles | ربّما أتصرف بفظاظة لأنه إن كان والدايّ غاضبان منّي فلا يمكنهما أن يتشاجرا |
| Tavşan gibi davranmıyorum. Tavşan gibi de düşünmüyorum. | Open Subtitles | أنا لا أتصرف مثل الأرنبه لا أعتقد مثل الأرنبه |
| Genellikle öyle davranmam ama analık içgüdüsü ne kadar güçlüdür bilirsin. | Open Subtitles | لا أتصرف بهذا الشكل عادة لكن تعلمون كم غريزة الامومة قوية |
| Garip davranmaya, tuhaf şeyler görmeye başlar... veya kaçmaya çalışırsam beni durdur. | Open Subtitles | إذا بدأت أتصرف بغرابة أو بدأت أحلام غريبة |
| Biliyorum. Bazen gülünç oluyorum işte. Şu adama bir bak. | Open Subtitles | بالطبع، أنا أتصرف بسخف أعني انظر إلى الرجل |
| Ne yapacağımı bilmiyorum. Onun için senden yardım istedim. | Open Subtitles | إسمع، أنا لا أعرف كيف أتصرف معه ولهذا أحتاج إلى مساعدتك |
| Sanırım dost olmak için biraz erken. Dostça davranmak, bunu yapabilirim. | Open Subtitles | الودّية، يمكنني أن أتصرف على هذا النحو، يمكنني أن أكون ودوداً |
| İnsanların davranışlarını çözmeye çalışıyorum, çünkü çoğu zaman nasıl davranacağımı hiç bilmiyorum. | Open Subtitles | لأنني في معظم الأحيان لا أعرف كيف أتصرف مطلقاً |
| Babam da annem gibi davranmamı istiyor. | Open Subtitles | لاأَرى كثيرآ من دون رافائيل فيك أعلم أن أبى يرغب أن أتصرف مثلها |
| Kim olduğumu, neden öyle davrandığımı bile bilmediğimi fark ettim. | TED | أدركت أنه بمقدار يقيني من كوني موجودًا، بمقدار عدم معرفتي من أكون، أو لماذا أتصرف بالطريقة التي أتصرف بها. |
| Ne olursa olsun bir gün bu işin biteceğini bilerek hareket ediyorum. | Open Subtitles | أتصرف وأنا على يقين بأن هذا العمل سينتهي يوما ما مهما كان |
| Bazen düşünmeden hareket ediyorum ama kötü biri değilim ben. | Open Subtitles | لا أفكر قبل أن أتصرف أحياناً ولكنني لستُ شخصاً سيئاً |
| Çocukça davrandım. O kadar kolay kurtulmama izin vermemeliydin. | Open Subtitles | لقد كنت أتصرف بطفولية ما كان يجب أن تدعينى أفلت بذلك |
| Zorla aşık etmedim ya. Neysem öyle davrandım. | Open Subtitles | لم أمنحها أي مشاعر، دائماً أتصرف بخفة ورقة |
| Bu yüzden kötü davranıyordum. Çok kızmıştım. | Open Subtitles | ولهذا السبب كنت أتصرف بحقارة لكوني مستاءة |
| Yani, bazen "ben olmak" çok zor olduğunda Megonata yapıyorum. | Open Subtitles | أتعلم ، بعض الأحيان من الصعب أن أكون على طبيعتي وأعتقد أنني أتصرف على غير طبيعتي |
| Tuhaf falan davranmıyorum. | Open Subtitles | أتعلمين, لم أتصرف كالمجنون ...أنا ببساطة أتصرف |
| Sanki onlarla ortak bir yanım olması için, eski JJ gibi davranmam gerekiyor. | Open Subtitles | إنه كما لو يجب أن أتصرف كنفسي القديمة لكي يكون ثمة تشابه بيننا |
| Bilirsin uyum sağlamaya çalışıyordum. Normal bir çocuk gibi davranmaya çalışıyordum. | Open Subtitles | كنت أحاول أن أكون متلائمة مع المكان ، كما تعلم أتصرف مثل طفلة عادية |
| Ve, evet, iyi bir çoçuk oluyorum. Bildirimlere gelince... bahşiş parası henüz ellerine geçmemiş. | Open Subtitles | و, حسنٌ, إنني أتصرف كفتىً مطيع وسأوافق على جميع شروطهم, لكنني رأيت |
| Sanırım insanların bana neyi nasıl yapacağımı söylemelerine o kadar alışmışım ki bana güvenen birinin olması nasıl bir şey unutmuşum. | Open Subtitles | أعتقد أنني عهدت أن يخبرني الآخرون كيف أتصرف حتى نسيت ما هو شعور أن أكسب ثقة أحدهم |
| Bozulmuş gibi davranmak istemedim ama içim burkuldu. | Open Subtitles | أعني, لم أرد أن أتصرف بهذا الشكل أو بأي شيء, لكني كنت غاضبة من الداخل |
| Bay çift vuruş bana halk içinde nasıl davranacağımı söyledi. | Open Subtitles | هات ما عندك إنه يحاول أن يعلمني كيف أتصرف مع العامه |
| Bak, buraya gelip bana söylediğin şeyi söyleyerek benden hiçbir şey değişmemiş gibi davranmamı bekleyemezsin. | Open Subtitles | اسمعي، لا يمكنكِ القدوم إلى هنا وإخباري بما قلتِه قبل قليل و التوقّع منّي بأن أتصرف وكأنه لم يتغيّر شيئاً |
| Eşim bana, onu belli bir düzenle incitecek şekilde davrandığımı ve bunu düzeltmediğimi söylemişti. | TED | أخبرتني زوجتي بأنني كنت أتصرف بطريقة معينة مما أساء إليها ولم أقم بتصحيحها. |
| Bir daha şansım olursa Kuzco'dan bizzat kendim kurtulacağım. | Open Subtitles | , كان ينبغى أن أتصرف مع كوزكو بنفسى . حينما واتتنى الفرصة |
| Nasıl kendim olmam? Nasıl kendim olmam? | Open Subtitles | "كيف لا أتصرف بطبيعتي؟" "كيف لا أتصرف بطبيعتي؟" |