| Sonunda benliğimi kaybetmem için kendi dilini konuşmaya zorladı. | Open Subtitles | وأخيرا ، لكسر روح بلادي ،بداخلي أرغمني على التحدث بلغته |
| Beni yapmaya zorladı. Ben değildim. Ben masumum. | Open Subtitles | لقد أرغمني على ذلك، لست الفاعل، أنا بريء. |
| O beni zorladı. Sen benim kızımsın ve ona değmez. | Open Subtitles | هو أرغمني على ذلك أنتِ إبنتي وهو لا يستحقكِ! |
| Yap sunu. Bana zorla ilk kez sigara içtiren çocuk gibi konustun. | Open Subtitles | انكِ تبدين مثل ذاك المتنمر الذي أرغمني على تدخين أول سيجارة لي |
| Bana zorla ilk kez sigara içtiren çocuk gibi konuştun. | Open Subtitles | انكِ تبدين مثل ذاك المتنمر الذي أرغمني على تدخين أول سيجارة لي |
| - Beni buna zorlamanı görmek isterdim. | Open Subtitles | أرغمني على هذا. |
| - Seni zorladı mı? | Open Subtitles | -هل أرغمكِ على فعل ذلك؟ -كلاّ، لقد أرغمني على فعل ذلك |
| Bir şey beni oraya gitmeye zorladı. Ben... | Open Subtitles | شيءٌ ما أرغمني على الذهاب إلى هناك |
| Sonra beni o videoyu çekmeye zorladı. | Open Subtitles | ثم أرغمني على تصوير هذا الفيديو |
| Beni Kırpıcı'dan duyduğum her şeyi söylemeye zorladı. | Open Subtitles | أرغمني على إخباره بكل شيء قاله المُقْتص |
| Özür dilerim. Beni zorladı. | Open Subtitles | أنا آسفة هو أرغمني على ذلك |
| Dr. Townshend beni eski ve tehlikeli bir prosedür yapmaya zorladı. | Open Subtitles | لأن الدكتور ( تاونزهند ) أرغمني على إجراء عملية غير آمنة وعتيقة |
| Beni buna zorladı. | Open Subtitles | لقد أرغمني على فعل ذلك |
| Alerji falan sanmıştım ama okul müdürü beni zorla gönderdi. | Open Subtitles | لقد ظنّنتٌ بأنّها حساسيّة لكنَّ رئيسي في العملِ أرغمني على الحضورِ |
| zorla yaptırdı. | Open Subtitles | أرغمني على كتابة ذلك. |
| - Bana zorla yaptırdı. Ben masumum. | Open Subtitles | -لقد أرغمني على فعل هذا. |
| - Beni buna zorlamanı istemeye başlıyorum. | Open Subtitles | لا تلمسني! أرغمني على هذا. |