| Şüphelilerin eşkalleri üç olayda da uyuştu ayrıca sadece reçeteli hapları aldılar. | Open Subtitles | مواصفات المجرمين متطابقة في الحالات الثلاث، وكما أنهم أخذوا فقط أقراصاً موصوفة |
| Günlüğü yazarken bakireydi. Ona hapları verdi ama yine de baba oluyordu. | Open Subtitles | عندما اغتصبها، كانت عذراء ثم أعطوها أقراصاً |
| Çünkü bana verdiği soğuk algınlık hapları, gerçekte soğuk algınlığı için değil. | Open Subtitles | لأن أقراص الدواء التي كانت تعطيها لي لم تكن أقراصاً للبرد |
| Ona tecavüz ettiğinde, kız bakire idi. Sonra ona haplar verdiler. | Open Subtitles | عندما اغتصبها، كانت عذراء ثم أعطوها أقراصاً |
| Üzerinde bu yazı olan bir şişenin içindeki haplar. | Open Subtitles | أحتاج أقراصاً في زجاجة مكتوب عليها هذا |
| Ve o bana haplar verdi. | Open Subtitles | و... أعطتني أقراصاً... ... |
| Ayık kalmak için hapları mı kullandın? | Open Subtitles | هل كنتِ تأخذين أقراصاً لتبقيْ مستيقظه؟ |
| - Hayır, uyku hapları. | Open Subtitles | -كلا, أقراصاً منوّمة |
| haplar. | Open Subtitles | أقراصاً |