| Bonnie'yi de yanımda götürüyorum. Lütfen, hemen eşyalarını toplat. | Open Subtitles | وسأ صطحب بوني معي لذا أحزمي أمتعتها حالاً بعد إذنك |
| eşyalarını bir saat içinde toplat, yoksa seni uyarıyorum... | Open Subtitles | أحزمي أمتعتها وأعديها خلال ساعة وإلا فأنا أحذرك |
| Yabancı bir yerde olsa bile, eşyalarını isterdi. | Open Subtitles | حتى في الخارج سيكون من الطبيعي طلبها أمتعتها |
| Her kimse bavulu itmiş. muhtemelen bavulunuzu çaldı. | Open Subtitles | مهما يكن من دفع أمتعتها, فعلى الأرجح أنه هو من سرق حقيبتكِ |
| Lloyd Christmas bir kadını havaalanına götürdü mü tüm bagajını alır. | Open Subtitles | نعم بالطبع. عندما أوصل امرأة للمطار, فاني أتاكد من حصولها على أمتعتها. |
| Hiç sordun mu kendine, neden dokuz yıllık karının pılını pırtısını toplayıp benim için seni terk ettiğini? | Open Subtitles | هل سألت نفسك لِمَ زوجتك أنت منذ تسع سنين تجمع أمتعتها و تهجرك؟ |
| O da eşyalarını toplayıp şuraya koymuş olmalı. | Open Subtitles | لذا، قد تقوم بحزم أمتعتها و وضعها بالداخل هنا |
| eşyalarını taşımak için 3 gemi ile yola çıktık | Open Subtitles | لديها ثلاث سفن لحمل أمتعتها و هدايا للإمبراطور |
| Ev sahibi, Melissa'nın dün eşyalarını toplayıp ayrıldığını söyledi. | Open Subtitles | صاحبه العقار قالت أنها قد حزمت أمتعتها وغادرت الليله الماضيه |
| Korkusuz Blawker'ınız (BlueBell'in bir numaralı dedikodu sitesi) onları Tansy'nin eşyalarını tekneye taşırken ve özgür bir ilişkiye yelken açarken yakaladı. | Open Subtitles | مترصدكم الذي لا يخشي شيئاً رصدهم ينقلون أمتعتها إلي مقره بينما أبحرا معاً في رحلة تعايشهما معاً |
| Sadece eşiniz eşyalarını gönderdi efendim. | Open Subtitles | فقط زوجتك أرسلت فى طلب أمتعتها يا سيدى |
| Bayan Morein'e eşyalarını toplamasını söyle, dönüyoruz | Open Subtitles | أخبر السيدة "مورين" أن تبدأ بحزم أمتعتها نحن ذاهبون الى البيت |
| Sadece eşiniz eşyalarını gönderdi efendim. | Open Subtitles | فقط زوجتك أرسلت فى طلب أمتعتها يا سيدى |
| Bir gece eşyalarını toplayıp ayrıldı. | Open Subtitles | حزمت أمتعتها بين عشية وضحاها ورحلت |
| Annem eşyalarını toplayıp şehirdeki tek pansiyona taşındı... | Open Subtitles | حزمت أمي أمتعتها و انتقلت إلى فندق "سرير و فطور" الوحيد في المدينة وهي سلسلة فنادق Bed and Breakfast إختصار لـ : B B |
| Daha eşyalarını bile yerleştirmemiş. | Open Subtitles | حتى أنها لم تقم بتفريغ أمتعتها |
| eşyalarını toplar ve bir süreliğine ortadan yok olurdu. | Open Subtitles | تحزم أمتعتها و تبتعد لفترة من الوقت |
| Ama eşyalarını toplayıp bana Sevgili John diye başlayan video şeklinde bir mektup göndermişse, hayır. | Open Subtitles | ولكن ... أليس الأغرب أنها حزمت أمتعتها و أرسلت لي رسالة |
| Ama hastanede kişisel eşyası olarak sadece çantası vardı, peki bavulu nerede? | Open Subtitles | لكن المتعلقات الشخصية الوحيدة التي وجدناها في المستشفى كانت حقيبتها فأين أمتعتها ؟ |
| - Peki bavulu sen mi topladın? | Open Subtitles | وكنت أنت من وضع أمتعتها في الصندوق؟ |
| Phillip isimli bir adamla ilgili bir şeyler söylemişti, bagajını öndeki vagona bıraktığı ile ilgili. | Open Subtitles | لقد ذكرت شيئاً عن شخص ما يدعى (فيليب) و وضع أمتعتها في العربـة الأمامـيـة |
| Sanırım çok kötü bir yerde kalıyormuş ve Stef de pılını pırtısını toplatıp onu bizim eve getirmiş. | Open Subtitles | أخمن أنها كانت تعيش في مكان ما كريه جداً و لذا، وضبت أمتعتها و نقلتها إلى المنزل |