| Neden bunu seçtiğini merak ediyordum. onu hiç sevmediğini biliyorum. | Open Subtitles | تساءلت لماذا قمت بذلك أعرف أنك لم تحبها من قبل |
| hiç almadığın bir şey için vergi ödemek ister misin? | Open Subtitles | هل ترغب في دفع ضرائب عن شيء أنك لم تتلق؟ |
| Bayam Ferris bana yazmaya katkın olmadığını, bütün işi kocasının yaptığını söylediğinde, | Open Subtitles | حينما أخبرتني زوجته أنك لم تساهم في الكتابة وزوجها مارس كل العمل |
| Söylemeyeceğim, ve bahse girerim senin çok hastan da yoktur. | Open Subtitles | لن أقول ذلك. و أراهن أنك لم تملك مرضى كثيرين. |
| On yıldır bu işin içinde olduğun hâlde duymaman Beni şaşırttı aslında. | Open Subtitles | بعد عملك عشرة سنوات فى هذه القضيه أستغرب أنك لم تسمع بذلك |
| Bunun mükemmel bir kıyafet olmayabileceğini düşünmek için durmadınız bile | TED | حتى أنك لم تفكّر للحظة أنها قد لا تلائمك كثيًرا. |
| Beni üzen şey bana bir şans bile vermemiş olman. | Open Subtitles | ما يزعجني هو أنك لم تعطني أي فرصة لأثبت ذلك. |
| hiç görmediğini iddia ettiğin cinayet silahında parmak izin var. | Open Subtitles | بصمتك على سلاح الجريمة الذي قلت أنك لم تريه أبداً |
| Bana çocukken hiç aptal bir hata yapmadığını söyleyebilir misin? | Open Subtitles | أخبرني أنك لم تقترف غلطة سخيفة عندما كنت طفلاً أبداً |
| 21 Mart'a kadar sürekli bu konuda hiç bir şey bilmediğinizi iddia ettiniz. | Open Subtitles | أنك لم تكن تعلم عن أيٍ من هذا إلى تاريخ الـ21 من مارس |
| Dünyamızı yok etmeye çalışanın sen olmadığını söyledin. Peki kim? | Open Subtitles | قلت أنك لم تكن من يحاول تدمير عالمنا، من إذن؟ |
| Beni yemek istediğini ve bunu hızlı bir şekilde yapmaya niyetin olmadığını biliyordum. | Open Subtitles | كنت أعلم أنك تعتزم أكلي وكنت أعلم أنك لم تعتزم أكلي في عجالة |
| Onları senin yapmadığına , kaza olduğuna ikna etsen bile... | Open Subtitles | وحتى لو إستطعت إقناعهم أنك لم تفعلى ستمرين بأوقات عصيبه |
| Eylemi sen gerçekleştirmemiş olabilirsin ama emri senin verdiğini sanıyorum. | Open Subtitles | ممكن أنك لم تقومي بالفعل لكني أشك بأنك أعطيت الأوامر |
| Ona şu ana kadar elini bile sürmedin, değil mi? | Open Subtitles | حسنا ,أنت تريدني أن أصدق أنك لم تلمسها ,أليس كذلك؟ |
| onu uydurduğunu anlamak için usta olmaya gerek yok çaylak. | Open Subtitles | لن نحتاج الى مهارات لكي نكشـف أنك لم تكن هناك |
| Dâhi olmak gerekmiyor. Benim anlamadığım, bunun yaklaştığını görmemiş olman. | Open Subtitles | الأمر لا يتطلب عبقرياً ليفهمه ما يحيرني هو أنك لم تتوقعي ذلك |
| Bahse girerim, Daha önce bir erkekle otel yatağında oturmamışsındır? | Open Subtitles | أراهنك أنك لم تجلسى أبداً على فراش فندق مع رجل |
| Şimdi bana deli saçması bir entrika çevirmediğini söyle lütfen. | Open Subtitles | والآن, أرجوك عِدني أنك لم تبدأ بالفعل بتنفيذ مُخطط مجنون |
| Daha dün bunun nasıl olduğuna dair hiç bir fikrin olmadığına yemin ediyordun. | Open Subtitles | البارحة كنتَ تقسم لي أنك لم تعرف أدنى فكرة عن كيفيّة حدوث هذا. |
| Bunca zaman bir kere bile dua etmedin değil mi? | Open Subtitles | أعتقد أنك لم تصلى كل هذا الوقت ، أليس كذلك؟ |