| - Şimdi Saksonlara vermek üzeresiniz. - Kuzeyden işgale başladılar. | Open Subtitles | حسنا,أنت على وشك إعطائها للسكسونيون إنهم يُغيرون من الشمال |
| Bu yüzden, ona vermek yerine, doğrudan bana veriyorsun. | Open Subtitles | إذاً بدلاً من إعطائها إياها، تعطيني إياها |
| Dharma, dinle. Sadece ona biraz zaman ver.Hepsi bu | Open Subtitles | دارما إسمعي , كل ما عليكِ فعله هو إعطائها بعض الوقت |
| İstemiyorsan, Junior'a ver. Sık, sık uğruyormuş. | Open Subtitles | و إذا كنت لا تريدينها فباستطاعتك إعطائها لجونيور لأني أعلم أنه كثير ما يأتي إلى هنا |
| Ona her ay için bir çiçek vermeyi istiyordum, fakat elim bir türlü gitmiyordu. | Open Subtitles | و لشهر كنت أريد إعطائها الزهرة لكن كانت يدي ترتجف |
| Müfredat dışı ödevler verebilirim ona. | Open Subtitles | حسناً، يُمكنني إعطائها نوع من مشروع للمناهج الدراسيه المضاعفه |
| Kahve insanların size sürekli vermeye çalıştığı şeylerden birisidir. | Open Subtitles | القهوة واحدة من الأشياء التي بإمكانك الحصول عليها من خلال استمرار الناس في محاولة إعطائها لك |
| Belki, hayatına devam etmesine, benim varlığımı unutmasına, hakkettiğini verebilecek birisini bulabilmesine yardımcı olabilir. | Open Subtitles | ،ربما سيساعدها ذلك على متابعة حياتها تنسى أني موجود، تجد شخص ما يستطيع إعطائها ما تستحقه |
| -Şikâyet etmeden önce kedilerine ev bulması için ona bir fırsat vermek istedim. | Open Subtitles | أردت إعطائها فرصة لإيجاد منزل لقططها قبل أن أتصل بجمعية الرفق بالحيوان |
| Yani bütün çocukların vesayetini ona vermek gibi mi? | Open Subtitles | أتعني مثل إعطائها وصاية كاملة على الأولاد؟ |
| - Ama Saksonlara vermek üzeresiniz. - Kuzeyden işgal ediyorlar. | Open Subtitles | حسنا,أنت على وشك إعطائها للسكسونيون إنهم يُغيرون من الشمال |
| Lütfen biraz daha oku. "Kalbim dışında, sana vermek istediğim diğer küçük organlar var: böbreküstü bezleri... bademcikler... | Open Subtitles | بالإضافة لقلبي، هنالك أعضاء صغيرة أرغب في إعطائها لك الغدد، البنكرياس، والكثير من اللحم |
| İçinde bitkilerden bir karışım var, bunu oradaki veterinerlere ver. | Open Subtitles | لقد وضعت بعض الأعشاب به. الرجاء إعطائها للبيطري هناك. |
| Oh, istediğimi ver, seni büyük aygır! | Open Subtitles | إعطائها... أوه، تعطيه لي، لك مسمار كبير. |
| Bir iki gün ver, Komiser Hunt'la konuş. | Open Subtitles | إعطائها يوم أو يومين ، التحدث إلى هانت DCI. |
| En azından yapabildiğim ona bir yüz vermeyi denemek, zavallı kadın. | Open Subtitles | وأقل ما يمكنني فعله هو إعطائها وجه الإمرأة المسكينه |
| Bunu sana bir mezuniyet hediyesi olarak vermeyi düşünüyordum, | Open Subtitles | كنت أفكر في إعطائها لك كهدية للتخرج |
| Çünkü benim kızlarımın eski giysilerini beğenmiyorsan başka birine verebilirim. | Open Subtitles | لانه إن كانت ملابس بناتي القديمة لا تعجبك بإمكاني إعطائها لشخص أخر فحسب |
| Ne zaman sana vermeye karar verirsem, o zaman hikaye sende olacak. | Open Subtitles | ستحصل علي قصتك عندما أقرر وقت إعطائها لك |
| - Bilgi verebilecek tek kişi de sensin. | Open Subtitles | وأنت وحدك القادر علي إعطائها لي |
| Eğer o telefon çalarsa, o ararsa ona numaramı verebilir misin? | Open Subtitles | فقط في حالة ما إذا رن الهاتف إذا إتصلت هل يُمكنك إعطائها رقمي ؟ |
| Tanrı'nın bir askerine ne tür bir rahatlık verebilirsin ki? | Open Subtitles | ماهي الراحة التي يمكنك إعطائها لجنديّ الرب؟ |
| "Tatlım, bir erkeğe verebileceğin çok şey var. | Open Subtitles | عزيزتي هناك أشياء كثيرة يمكنك إعطائها للرجل |
| Biraz önce bir Fransız tarafından bombalandım ve ne dediği hakkında hiçbir fikrim yok ama sanırım bahşiş vermeliyiz. | Open Subtitles | لقد تعرضت للتو بإنفجار فرنسي، لا أملك أي فكرة عن ما الذي قالته، لكن أظن أنه علينا إعطائها البقشيش. |
| Ya da gitmeden önce verebileceğim herhangi bir talimat? | Open Subtitles | أو أي تعليمات يمكنني إعطائها قبل أن أرحل؟ |