| Bak, bunlar reklam ajansı çalışanları. Burada epey para harcarlar. | Open Subtitles | انظري, هؤلاء وكلاء إعلانات إنهم يصرفون الكثير من المال هنا |
| Ama ben geri dönüp ambulansı yoldaki reklam panosunun arkasında bıraktım. | Open Subtitles | ولكني عُدتُ بكِ هنا وتركت سيارة الإسعاف خلف لافتة إعلانات بالطريق |
| Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, araştırmacılar eBay'e beysbol kart reklamları yerleştirdiler. | TED | في دراسة حديثة، وضع الباحثون إعلانات على إي باي لبيع كروت بيسبول. |
| Ve ben de ütopik gelecekten sahte reklamlar yazdım. | TED | وقد وضعت إعلانات مزيفة من المستقبل الخيالي. |
| Yani, ilan falan asmadı. Aptal gibi kapının önünde oturup, bekledi | Open Subtitles | لم يلصق إعلانات أو أي شيء فقط جلس على المقعد مثل الأبله وأنتظر |
| İkinci dereceden metin yazarıydın ama 5 ay içinde terfi ettin. | Open Subtitles | لقد كنت مساعدة مؤلف إعلانات ولكنك تم ترقيتك إلى مؤلف كامل في 5 أشهر قصيرة |
| Buradaki kadınların bir kısmı ne demek istediğimi anlıyorlardır. YouTube'da hamilelik testi reklamlarını bin kere sonuna kadar izlediyseniz, | TED | بعض النساء هنا ستفهمن عما أتحدث إذا شاهدتن إعلانات الحمل على اليوتيوب لآلاف المرات، |
| Şu radyoda önlü arkalı oturup vır vır konuşup duran adamların olduğu reklamı biliyor musunuz? | Open Subtitles | أتعرف إعلانات الراديو تلك التي بها شخصان يثرثران أخذاً وعطا؟ |
| Yeni evliyken ben de böyle ilanlar verirdim. | Open Subtitles | نشرت إعلانات مثل هذه عندما كنا متزوجين حديثاً |
| Ve buradan reklam eşliğinde ücretsiz Google hayata geldi, reklamlarla Facebook geldi. | TED | لذلك فان شركة غوغل وُلدت مجانية لكن مع إعلانات. فيسبوك أيضاً، مجاني مع إعلانات. |
| reklam amacıyla başlayan şey artık reklam olmaktan çıktı. | TED | وما قد بدأ كإعلانات لا يمكننا أن نسميه اليوم إعلانات. |
| Hiç. Bunun yerine, beyaz saçlı Amerikanların rol aldığı tek reklam türü emekli evleri ve emekli maaşlarını konu alan reklamlar. | TED | بدلا من ذلك، الإعلانات الأمريكية الوحيدة التي تتضمن كبار السن بشعرهم الأبيض هى إعلانات عن دور المسنين وخطط التقاعد. |
| Büyük bir New York reklam şirketinin ortağı oldum. | TED | أصبحت شريكاً في وكالة إعلانات كبرى في مدينه نيويورك. |
| Cinsiyet kolaydır. Cinsiyete göre reklam tasarlamak kolaydır, sanal dünyada ve TV'de, insanları cinsiyete göre hedeflemek kolaydır. | TED | من السهل استخدام الجنس وابتكار إعلانات اعتماداً عليه، واستهداف الناس عبر الإنترنت والتلفاز اعتماداً على الجنس. |
| Evet, biliyorum ama beni masaj reklamları sayfasına koyman gerekir miydi? | Open Subtitles | أعلم هذا، ولكن هل عليك وضع صورتي في صفحة إعلانات التدليك؟ |
| Bir arama tesisi ile temel olarak sınıflandırılmış reklamlar. | TED | بشكل أساسي، إعلانات مصنفة سهل البحث عنها. |
| Okumayacaktım. Ama tatlım, ilan tahtası gibisin. | Open Subtitles | أنا لا أفعل ذلك لكن، عزيزى ، أنت لوحة إعلانات |
| Bayan Olsen, Artık metin yazarı oldunuz! | Open Subtitles | آنسة أولسن, أنتي الآن كاتبة إعلانات صغيرة |
| Bu yüzden tv reklamlarını reddediyorum. | Open Subtitles | هذا هو سبب رفضي لإجراء إعلانات تلفزيونية |
| Çok iyi. Tv reklamı yapmayı, tabi çok isterim. | Open Subtitles | هذا يبدو رائعاً, يسعدني أن أؤدي إعلانات تلفزيونية |
| Garaj, tamirhane ve araba parçası satıcılarında afişler ve yerel gazetelerde tam sayfa ilanlar istiyorum. | Open Subtitles | أريد إعلانات في كل الكراجات و المحلات في المنطقة و صفحة اعلانات كاملة في الجرايد المحلية |
| Bari beklerken, pazar gazetesi ilanlarını okuyalım. | Open Subtitles | بينما ننتظر لمَ لا نقرأ من إعلانات يوم الأحد؟ |
| "Tender Innards'daki Kedi, androjen reklamlarında oynayan çocuk. | Open Subtitles | الرجل الذي يلعب التعقيم القط على إعلانات المناقصات المصارين. |
| Sırada: Bira reklamlarındaki köpekler nasıl konuşuyor? | Open Subtitles | لاحقاً ، كيف يجعلون الكلاب تتحدث في إعلانات الجعة؟ |
| Bu etki şekillerden, Super Bowl reklamlarına kadar her şeyde geçerlidir. | TED | بل يعمل في كل شيء من الأشكال حتى إعلانات السوبر بول. |
| Açık olarak, insanların bunu yapmasını istemiyorum, çünkü reklamcı olarak tasarruf etmeye olan saygım gereksiz harcamaların ertelenmesi olarak kabul edilebilir. | TED | من الواضح أني لا أريد أن يقوم الناس بهذا لانني رجل إعلانات وأميل لإعتبار التوفير مجرد إيقاف للعوز الدائم للإستهلاك |
| Bu ödev için iki süper markete geri dönüşüm ilanları koydum. | Open Subtitles | من أجل هذا الواجب وضعت إعلانات توضح فائدة إعادة تصنيع المخلفات. |
| Bugün sadece birkaç duyuru ve iki yeni eleman var. | Open Subtitles | إعلانات قليلة اليوم واثنان من الرجال الجدد |