| Arkadaşını ve eski sevgilini kontrol etmek istedin ve onları çıkarken izlemek için bir uyuşturucu hikayesi uydurdun. | Open Subtitles | أردتِ أن تتفقدي صديقتكِ وذلك الشاب ، خليلكِ السابق لذا اختلقتِ قصة الحشيش ، لتستطيعي مراقبتة موعدهم |
| Pekala, bir teorim var. Bu "ormanda ayı var" saçmalığını sen uydurdun, değil mi? | Open Subtitles | حسناً لدي نظرية، اختلقتِ القصة التافهة عن وجود الدب في الغابة، صحيح؟ |
| - Bunu şimdi uydurdun anne. - Hayır uydurmadım. | Open Subtitles | لقد اختلقتِ هذه المعلومة يا أمي- لا، لم أفعل. |